– zarf, müzik. Bir parçanın notalarını ara vermeden birbirine bağlayarak (söylemek veya çalmak)
...
legorn
– Yumurta verimi yüksek, genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı
...
leğençe
– Küçük leğen
– Berberlerin sakal tıraşından sonra, yüz yıkamak için kullandıkları özel kap
– Bakır yemek kabı
...
leğen ibrik
– El ve yüz yıkamak, abdest almak için kullanılan, leğen ve ibrikten oluşan takım
...
lehçe bilimi
– Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı, diyalektoloji
...
lehimlemek
-i Lehimle yapıştırmak, lehimle tutturmak.
-i, mecaz. Bağlamak
...
lehtar
– eskimiş. Yandaş, taraftar.
– eskimiş, ekonomi. Senet metninde, senet bedelinin kendisine ödenmesi yazılı olan kişi.
– Çek veya poliçenin ödeneceği, belgenin üzerinde adı yazılı ola ...
leke
– Kirliliği gösteren iz
– Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk
– biyoloji. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
– mecaz. Yüz kızartacak durum, ...
lekelemek
-i Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak
-i, mecaz. Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek
...
lekeli
– sıfat. Herhangi bir sebeple üzerinde leke oluşmuş, lekesi olan
– sıfat, mecaz. Kötü tanınmış, lekelenmiş.
...