– db. Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünlü, ağızsıl ünlü.
– Boğumlanma yeri ağız olan ve burun yolu kapalı ...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
ağız ünsüzü
– dil bilgisi: Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünsüz
“b, c, ç, d, f, g, ğ, j, k, l, r, s, ş.”
...
Ağız yapmak
– birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak
– Bir kimseyi sözle, davranışlarıyla oyalamaya, aldatmaya çalışmak
...
ağız yaymak
– açık ve dürüst konuşmaktan kaçınmak.
...
ağız yer yüz utanır
– “armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır” anlamında kullanılan bir söz
...
ağız yoklamak
– Ağız aramak, düşünce yoklamak, istimzaç etmek.
...
ağızda dağılmak
– genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.
...
Ağızda oluşan yara
– Aft, pamukçuk
...
ağızdan
– zarf. Sözlü olarak.
– zarf. Ağız yoluyla.
– oral
...
Ağızdan ağıza
– zarf. Sözlü bir biçimde
– Biri ötekine, ötekisi de başkalarına söyleyerek.
...
ağızdan ağza dolaşmak
– bir söz herkes arasında söylenilmek
...
ağızdan dolma
– sıfat. Namlusu ağzından doldurulan (top veya tüfek)
...
ağızdan kapma
– sıfat. Başkalarından dinlemek yolu ile yarım yamalak edinilen (bilgi)
...
ağızdan kapmak
– bk. ağzından kapmak
...
ağızdan sözlü
– şifahen
...
ağızdan sözlü
– şifahen
...
ağızlama
– Ağızlamak işi.
– Tarlayı kazarken, kazılan yerle kazılacak yer arasındaki genişlik
– Fr. Protogala
...
Ağızlara Sakız Olmak
– Herkesin diline düşmek
...
ağızsıl ünlü
– dil bilgisi: Ağız ünlüsü
...
ağladı ağlayacak
– Ağlamak üzere olan
...
Ağlama duvarına dönmek
Herkesin derdini döküp sızlandığı biri hali ne gelmek.
...
Ağlamaklı olmak
– neredeyse ağlayacak duruma gelmek, ağlamalı olmak
...
ağlantı
– Hafif hafif ağlama
...
ağlatı
Trajedi
...
ağnamcı
– eskimiş. Sayım vergisi toplayan kimse
...