– afat
– beliyyat
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
belalı
– sıfat. Yoran, üzen, can sıkan
– Kavgacı, şirret
– Yolsuz kadının zorba dostu
...
belası
-den dolayı, sebebiyle
...
Belasını aramak
Kendisi işin tehlikeli bir durum yaratmak. (Kars. Ca nına susamak, eceline susamak, kanına susamak.)
...
Belasını bulmak
Yaptığı kötülüklerin karşılığını bulmak, cezasını şek mek.
...
belgelerin düzenli şekilde konuldu kalın dosya
– Klasör
...
belgisiz sıfat
– dil bilgisi. Belirsizlik sıfatı
...
Belini kırmak
1. Fena halde dövmek. -2. Hırpalamak, bir şey yapamaz duruma getirmek. -3. Bir işin en güç kısmını yapıp bitirmek, kolaylaştırmak
...
belirlilik katsayısı
– Değişkenler arasındaki bağıntıyı ölçmek üzere bir serpilmedeki açıklanmış sapmanın toplam sapmaya oranı olarak bulunan ve bağımlı değişkende bağımsız değişkence açıklanabilen değişkenliği O ...
belkıs
– Süleyman Peygamber zamanındaki Saba melikesinin adı.
– Süleyman (A.S.) zamanında, Yemen’de Sebe şehrinde hükümet süren Himyerîlerden bir melikedir
– Hz. Süleyman’ın eşi ...
Belli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi
– ikebana
...
belli, açık
– ayan, malum, bedihi, zahir, aşikar, muayyen
...
Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası
“Benim söylediklerimden bambaşka şeyler anlıyor, anlamlar çıkarıyor.” anlamında. Ben diyorum hadımım, o diyor (soruyor) oğul uşaktan neyin var (çoluk çocuktan ne haber?)
...
benlik çatışması
– ruh bilimi. Benliğin ön plana çıkması ile baş gösteren çatışma.
...
benzeşim oranı
– matematik. İki geometrik biçimin kenarları arasındaki oran.
...
beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına
– urağan
...
berayı
için.
...
berayı malumat
bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi
...
bersabık
eskiden olduğu gibi.
...
Beş aşağı beş yukarı
Yaklaşık olarak; üş aşağı beş yukarı.
...
Beş paralık etmek (birini)
Ayıplarını söyleyip onu küçük düşürmek.
...
Beş paralık olmak
Ayıpları ortaya döküldüğü için küçük düşmek.
...
Beş parasız
Yoksul, parasız.
...
Beşik kertme nişanlı (beşik kertiği)
Daha beşikte iken ailesi tarafından nişanlanmış.
...
Besledik büyüttük danayı, (şimdi) tanımaz oldu anayı
“O kimseyi biz yetiştirdik, bu hale getirdik, şimdi yüzümüze bile bakmıyor.” anlamında.
...