– ölmek
– Bir şey uğrunda canını bile verebilecek ölçüde bir özveri içinde olmak; o şey için ölümü göze almak.
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
candanlık
– Candan olma durumu
...
çandı
– halk ağzında. Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste
– halk ağzında. Tahta kapak veya tavan
– Uç kısımları yontularak birbiri üstüne oturtulan ağaçlarda ...
cangıl cungul
– Hayvanlara takılan çan veya başka maden eşyanın çıkardığı ses.
– Bu biçimdeki gürültü
...
çangırdamak
– Düşerek veya birbirine çarparak gürültü çıkarmak.
...
çangırtı
– Çangırdama sesi
...
canhıraş
yürek paralayan.
...
Canı (yüreği) ağzına gelmek
1. çok heyecanlanmak. -2. çok kork mak.
...
Canı acımak
– çarpma, vurma vb. sonucu acı duymak
– üzülmek, rahatsız olmak.
– Vücudun herhangi bir yerinde acı duymak ; canı yanmak.
...
Canı burnuna gelmek
Bir şey yapılırken çok zorluk çekmek; bunalmak.
...
Canı burnunda
Yorgun, bezgin; olup bitenlere kazanamayacak du rumda olan.
...
canı burnunda
– sıfat, mecaz. Çok yorgun ve bezgin
...
canı cebinde
– sıfat, mecaz. Zayıf ahlaklı (kimse).
...
Canı cehenneme
– sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildiren bir söz
...
Canı çekmek (bir şeyi)
Onu istemek, arzulamak, ona imrenmek. (Kars. Ağzı sulanmak, gönlü çekmek.)
...
Canı çıkmak
– çok yorulmak veya çok zorluk çekmek
– ölmek
– çok yıpranmak
– zarar etmek
...
Canı geçmek
Uyumak, dalmak.
...
Canı gelmek
bk. Can gelmek.
...
Canı gitmek (bir şeye)
özen gösterilen, üzerine titrenen bir şeye za rar gelecek diye çok kaygılanmak.
...
Canı gönülden (yürekten)
içtenlikte, samimi olarak, isteyerek.
...
Canı ile oynamak
Tehlikeli işlerle uğraşmak.
...
Canı ile uğraşmak
Eski sağlıklı durumuna kavuşmaya çalışmak, ötmemek için çaba harcamak.
...
Canı istemek (bir şeyi)
– Bir şeyi yapmaya ilgi, heves duymak.
– Bir şeye karşı içinde istek uyanmak.
...
Canı isterse
Olumsuz bir yanıt karşısında, “Kabul etmezse etmesin” anlamında umursamazlık bildirir.
...
Canı pahasına
ölümü göze alarak, hayatını tehlikeye atarak.
...