– denizcilik. Savaş gemilerinde tören için askerlerin küpeşte boyunca belirli aralıklarla dizilmesi için verilen komut.
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
cımbar
– halk ağzında. Çımbar.
– halk ağzında. Filiz.
– Dokuma tezgahında dokunmakta olan bez ya da kilimi gergin tutmak amacıyla kullanılan iki ucu dişli demir çubuk, deynek ya da çengel
...
çımbar
– halk ağzında. Dokuma tezgâhındaki kumaşı germeye yarayan iki tarafı dişli araç.
– Dokunan halı, kilim ya da palazı gergin tutmaya yarayan biri delikli, diğeri deliksiz demir araç
...
cımbarlamak
-i, halk ağzında. Dokunmakta olan halının veya bezin kenarını cımbarla geriye almak.
...
çımbık
Göz kapağı
...
cımbız
– Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa
– Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.
...
cımbızlamak
-i Cımbızla yolmak
-i Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek.
-i, mecaz. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarma ...
çımkırmak
– Kuş, pislemek
– Püskürtmek.
– Su gibi fışkırtarak pislemek, terslemek.
– Kötü ve sert söylemek, azarlamak.
...
çınak
– Yırtıcı kuş pençesi
– Parça
– Yağmurdan sonra açan hava
– bk. cıynak
...
Çınar
– bit. b. İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus).
– Çam ağacı.
– Uzun boylu, kalın dallı, uzun ömürlü bir ağaç ...
çınayaz
– Açık, mehtaplı, çok soğuk hava
...
cıncık
– halk ağzında. Bardak, kadeh, tabak vb. sırçadan veya porselenden yapılan şeyler, züccaciye.
– halk ağzında. Bilye
...
cıncık boncuk
– Yalancı taşlardan yapılmış küpe, kolye vb. şeyler
...
cıngan
– Cimri
– cingan
– cındı
– Çingene
...
çıngar
– argo Kavga, gürültü. (cıngar)
...
çıngar çıkarmak (koparmak)
– gürültü, kavga çıkarmak
...
çıngı
– halk ağzında. Kıvılcım
– halk ağzında. Parça, zerre
...
cıngıl
– halk ağzında. Küçük üzüm salkımı.
– halk ağzında. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs
– müzik. Radyo programları öncesinde veya sonrasında ...
çıngıl
– Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı
...
cıngıllı
– Süslü
– Oynak, şımarık (kadın hk.).
– Küçük kazan.
– Dayanıksız, iradesiz.
– Yaman, çetin.
...
cıngır
– Eski bez, paçavra.
– Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç.
– Eski, yırtık (elbise hk.).
– İki üç aylık horoz.
– Açık, bulutsuz hava.
– Çok parlak.
– çıngıl ...
çıngırak
– Küçük çan
– İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne, çıngırdak
– Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir çıngırak türü.
– Kuyudan kolaylıkla su çekmeği sağl ...
çıngırdak
– Çıngırak
...
çıngırtı
– Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı
...
çınlaç
– Öztitreşim sıklığına eşit bir sürücü sıklığın etkisinde kalınca yeğin bir titreşime, çınlanıma giren aygıt.
– İng. resonator
...