Onu yaptığına pişman etmek, ona hak ettiği cezayı vermek. ...
Arama Sonucu – "İri başlı çivi"
Dünyayı haram etmek (birine)
Ona hayatı yaşanılmaz duruma getirmek. ...
Düşüncesini açmak (birine)
– görüşünü bildirmek ...
Düşüp kalkmak (biriyle)
– erkek kadınla veya kadın erkekle yasa ve töre dışı yakın iliçki kurmak
– biriyle çok yakın arkadaşlık etmek ...
eğlendiri
– Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri, atraksiyon ...
eğlendirici oyunlardan her biri
– numara ...
EKiRi
Japonya’da büyük çocukların yakalandığı dizanteriye benzer salgın hastalık ...
Ekmeğinden etmek (birini)
Onu işinden çıkarmak, atmak. ...
Ekmeğinden olmak (biri)
Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak. ...
Ekmeğine yağ sürmek (bir şey, birinin)
– Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek ...
Ekmeğini yemek (birinin)
– birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak
– geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak ...
Ekmeğiyle oynamak (birinin)
Bir kimse kendisinin ya da başkasının işini kaybetmesine neden olmak. ...
Eksikliğini duymak (bir şeyin, birinin)
O şeyin eksik, yarım, noksan olduğunun bilincine ermek; o kimseyi arar olmak. ...
El atmak (birinden)
1. Tarikatlarda bir mürit, mürşidinden başkaları na yol gösterme iznini almak. -2. Bir sanat öğrenen şırak, ustasından kendi başına iş yapabilme iznini almak. -3. iskambil oyunlarında kar şı tarafta ...
El çektirmek (birisine, işten)
Onu görevinden, işinden uzaklaştırmak. ...
El etmek (birine)
Ona “gel” anlamında el sallamak. ...
El kiri
Hiçbir değeri olmayan, geçici (özellikle para için söylenir). ...
El sürmemek (bir şeye, birine)
1. Onu ellememek, ona bir zararı dokunmamak. -2. Bir işi yapmaya başlamamak. -3. ilgilenip eline al mamak. ...
El üstünde tutmak (birini)
Ona çok değer vermek, aşırı saygı ve sev gi göstermek. ...
El uzatmak (birine) (bir şeye)
1. O kimseye yardım etmek. -2. Başkasınıın işine, çıkarına dokunmak, kendisine ait olmayan bir şey üze rinde Ihak iddia etmek. ...
El vermek (birine)
1. Ona yardım etmek. -2. Mürit mürşide başkalarına yol gösterme izni vermek. -3. Birine bir konuda yetki vermek. -4. iskambil oyunlarında karşı tarafa oyun üstünlüğü tanımak. ...
Elde etmek (bir şey) (birini)
1. Bir şeye sahip olmak, onu edinmek. -2. Bir şey meydana getirmek, üretmek. -3. Bir kimseyi kendi yanına çekmek. -4. Bir kimseyi kendi hizmetine almak. ...
Elden gitmek (bir şey, biri)
Onu yitirmek, ondan mahrum kalmak. ...
Ele geçirmek (birini, bir şeyi)
1. Onu yakalamak. -2. Onu elde etmek, edinmek, ona sahip olmak. ...
Ele vermek (birini)
1. Suçlu bir kişiyi güvenlik kuvvetlerine haber verip yakalatmak. -2. Aynı suçu işlemiş bir kişinin suç arkadaşlarını, kendisi yakalanınca baskı ya da çözülme sonucu güvenlik kuvvetlerine yakalatmak ...