Bir şeyi ondan yalvarırcasına istemek ...
Arama Sonucu – "İri başlı çivi"
Ağız kalabalığına getirmek (birini)
Konudışı sözlerle karşısındakini şaşırtıp amacına ulaşmak ...
Ağzı yanmak (birinden, bir şeyden)
– bir şeyden veya kişiden büyük zarar görmek
– O şeyden (ötürü) zarar görmek, olumsuz yönde etkilenmek. ...
ağzına bakakalmak (birinin)
– sözlerine hayran olmak. ...
ağzına baktırmak (birinin)
– kendini zevkle dinletmek. ...
ağzına düşmek (birinin)
– dile düşmek ...
Ağzından düşürmemek (bir şeyi, birini, adını)
Her yerde, her zaman onun sözünü etmek ...
Ağzından girip burnundan çıkmak
– türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak
– iyice dövmek ...
Ağzından konuşmak (birinin)
Başkası adına ya da başkasını taklit ederek konuşmak ...
Ağzını aramak (yoklamak) (birinin)
Bir kimsenin belli bir konuda neler düşündüğünü öğrenmeye çalışmak ...
Ağzını kapamak (kapatmak) (biri) (birinin)
1. Susmayı tercih etmek. -2. Küçük bir çıkar karşılığında bir kimsenin konuşmamasını sağlamak. ...
Ağzının payını vermek (birine)
Bir kimseyi bir söz ya da davranışın dan ötürü paylamak (Kars. Haddini bildirmek). ...
ahirin
1.sonuncu. 2.sonrakiler. ...
Ahı tutmak (birinin)
Bedduası, kötülük yapan kimseye etki etmek. ...
AK etmek (birini)
Onu yenmek. ...
Akıbetine uğramak (birinin)
Aynı kötü duruma düşmek. ...
Akıl almak (danışmak, sormak) (birinden)
Ondan herhangi bir konuda bilgi, görüş, öğüt istemek. ...
Akıl danışmak (birine)
bk. Akıl almak ...
Akıl sormak (birinden)
bk Akıl almak. ...
Akıl vermek (birine)
– Akıl öğretmek. ...
Aklı kalmak (bir şeyde, birinde)
Sevdiği, beğendiği bir şeyi düşün mekten kendini alamamak. ...
Aklı takılmak (bir şeye, birine)
Hep o şey, kimse üzerinde durup dü şünmek. ...
Aklına koymak (bir şeyi),(bir şeyi birinin)
– bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek
– çok istemek
– bir kimse birine, bir şey telkin etmek. ...
Aklından çıkarmak (bir şeyi, birini)
Unutmak ...
Aklından geçirmek (bir şeyi, birini)
Onu hatırlamak, bir şeyi düşünmüş olmak. ...