– Davaları birinci kertede görüp çözümleyen yargılık.
– İng. lower court, court of first instance, court below
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
ilkel su taşıtı
– sal, kayık
...
iltica hakkı
– Sığınma hakkı
– Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme
...
iltihaplı sivilce
– akne
...
iltiması olmak
– arkası, kayırıcısı olmak.
...
iltisaki dil
– Bitişken dil
– Kelime kökleri değişmeyen, eklerle türetilen dil
...
iltisaki diller
– Bitişken diller
...
imalı
– sıfat. Üstü kapalı, örtülü (söz veya davranış)
...
imam kayığı
Tabut
...
imamın dört çiftesine (kayığına) binmek
ölmek.
...
iman tahtası
– Göğüs kemiği
...
imanı gevremek
Bir işi gerçekleştirirken çok yorulmak.
...
imha edilmek
yok edilmek.
...
imiğine sarılmak
Bir kimseyi bir iş işin çok sıkıştırmak; ümüğüne sa rılmak.
...
imza atmak (etmek), imzayı basmak (çakmak)
imzalamak, imzasını koymak.
...
inandırma
– İnandırmak işi.
– İnandırıcı ya da aşılayıcı yöntemlere bağlı olarak bir kanı ya da görüşü benimseme ya da benimsetme.
– İng. persuation
...
inandırma, kandırma
– ikna
...
inandırmak
– (-i, -e) İnanmasını sağlamak
...
inatçı
– sıfat. Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen
...
ince bezden yapılmış kurdele bayrak
– Flandra
...
ince eleyip (eğirip) sık dokumak
– bir şeyi en küçük ayrıntılarına kadar araçtırmak, gözden veya elden geçirmek
...
ince hastalık
– Verem
...
indirgenmiş sıcaklık
– Sıcaklığın, birözdeğin bunalgı sıcaklığına oranı.
...
indükleme akımı
– İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı
...
infial uyandırmak
– kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak
...