– Birdenbire öfkelenmek, kızmak
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
tıka basa
– zarf. Çok sıkıştırarak, boş kalmayacak biçimde
...
Tıka basa (doldurmak) (bir şeyi, bir yeri)
Onu, orayı hiç boş yer kalmayacak biçimde (doldurmak).
...
Tıka basa yemek
çok yemek, rahatsız olacak ölçüde yemek yemiş olmak
...
tıkaçlamak
-i Tıkaçla tıkamak
...
tıkanmak
– nsz. Tıkama işine konu olmak
– İştahı kalmayıp yemek yiyememek
– Soluk alamamak, soluğu kesilmek
...
tıkatmak
-i, -e Tıkama işini yaptırmak
...
tıkılmak
– nsz. Tıkma işi yapılmak
– Dar, sıkıntılı bir yerde bulunmak, sıkışmak
– Hapsedilmek
...
tıkımlanmak
– (nsz) Çok çabuk ve ne bulursa yemek
...
tıkınmak
– nsz. Eline geçen yiyeceği oburca yemek
– Yemek yemek
...
Tıkır tıkır
– zarf. Düzenli bir biçimde, ara vermeden, aksamadan
...
tıkırdamak
– nsz. “Tıkır tıkır” ses çıkarmak, tıkırtı yapmak
...
tıkırdatmak
-i Tıkırdamasını sağlamak, tıkırdamasına sebep olmak
– Yemeği bir taşım kaynatmak
...
tıkırında
– sıfat. Yolunda, düzen içinde
...
tıkış tıkış
– zarf. Sıkışık bir durumda
...
tıkışmak
-e Birlikte bir yere tıkılmak
...
tıkıştırmak
-i, -e Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak
– Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak
– İyice çiğnemeden yutarak yemek
...
tıkızlaşmak
– nsz. Tıkız duruma gelmek
...
tıklamak
-i Bir yere hafifçe vurarak “tık” sesi çıkarmak
-e Bilgisayarda, ağ sayfalarında bağlantılara ulaşmak amacıyla fare ile düğmeye veya bağlantı adresine dokunmak, kliklemek
...
tıklanmak
– (nsz) Tıklama işine konu olmak
...
tıklatmak
-i “Tık” sesi çıkararak hafifçe vurmak
...
tıklayış
– Tıklama işi
...
tıklım tıkış
– zarf. Tıklım tıklım
...
tıklım tıklım
– zf. Ağzına kadar, boş yer kalmayacak biçimde, tıklım tıkış, dopdolu
...
tıknaz
– sf. Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız
– Sıska, zayıf.
– Titiz, güç beğenen.
...