-i Tınlamasına yol açmak
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
tınlayan çınlayan
– tannan
– tanin-endaz , tanin-endâz
– taninendaz , tanînendâz
...
tınmaz melaike
– Kendi hâlinde, sessiz kimse
...
tınnet
– Tınlama, çınlama
– fizik. Tını
– Arapça. ṭinnet
...
tıp bilgisi
– tababet
...
tıpalamak
-i Tapalamak
...
tıpalanmak
– (nsz) Tapalanmak.
...
tıpı tıpına
– zarf. Tastamam, aynen
...
tıpır tıpır
– zarf. Hafif ve düzenli biçimde ses çıkararak
...
tıpırdamak
– nsz. Yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak
– Hafif hafif vurmak
...
tıpırdatmak
-i Yürürken veya parmakları bir yere vururken “tıpır tıpır” diye ses çıkarmak
...
tıpış tıpış
– zarf. Kısa adımlarla çabuk yürüyerek
...
Tıpış tıpış gitmek (gelmek)
ister istemez, zorunluluk duyarak gitmek (gelmek).
...
tıpışlamak
-i Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak, tapıklamak
...
tıpkıçekim
– Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi, fotokopi.
– Bu yöntemle elde edilen kopya, fotokopi.
– genel uygulayım: Bir biçim, yazı ya da kitabın foto ...
tıpta sağlıklama
– sanitasyon
...
tıpta salgın
– epidemi
...
tırabzan
– Merdiven korkuluğu
– Farsça. dārbezīn
...
tırabzan babası
– Merdiven başlarında bulunan, parmaklığı desteklemeye yarayan, kalın, yuvarlak taşlı dayanak
– Babalık ödevini yapmayan kimse
...
tıraş
– Saç veya sakalı kesme işi, yülüme
– Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme
– Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal
– Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bi ...
Tıraş etmek (geçmek)
Bıkkınlık verecek denli uzun, asılsız, abartılı konuşmak.
...
Tıraşa tutmak (birini)
Onu bıkkınlık verici, uzun, abartılı konuşmalar la oyalamak.
...
tıraşlamak
-i Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek
– Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak
– Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak
...
tıraşlanmak
– (nsz) Tıraşlama işi yapılmak
...
tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş
– perdah
...