Aldırmamak, ilgilenmemek. {Kars. Oralı olmamak.)
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
Tuz ekmek hakkı
Emeğini yediği, iyilik ve yardımını gördüğü kimsenin, kendisi üzerinde bulunduğu kabul edilen hak; duygusal borç, gönül borcu.
...
tuzlanıp kurutulmuş yiyecek
– kakaç
...
üç aşağı beş yukarı
Belli bir sayıdan biraz eksik ya da biraz fazla, az bir farkla, yaklaşık olarak; beş aşağı beş yukarı.
...
Üç katlı balık ağı
– alamana
...
üç parçalı arka üst kol kası
– Triceps
...
üç parmaklı dirgen
– topla
...
Uçağın Yüksekliğini Gösteren Alet
– Altimetre
...
Uçarı
– Ele avuca sığmaz (kimse)
– Kendini çeşitli eğlencelere vermiş (kimse), sefih, zevk düşkünü
...
üçkağıda gelmek
Dolandırılmak, aldatılmak.
...
üçkağıt açmak
Dolandırmak, aldatmak
...
ücretle çalışan kişi
– işçi
...
Uçsuz bucaksız
1. Sonu yokmuş duygusu verecek kadar geniş, büyük (alan, yer). -2. çok fazla, pekçok.
...
Ucu bucağı olmamak (bulunmamak, görünmemek)
Bir yer, alan so nu yokmuş gibi görünmek, çok geniş olmak.
...
ucu yanık odun
– ese, otleski
...
Uçucu bir sıvı
– benzin, alkol, aseton, eter, esans
...
Ucunu bırakmak (bir şeyin)
Artık onunla ilgilenmemek.
...
Ucuz pahalı
Fiyatın düşük ya da yüksek olmasına bakmadan
...
Ucuza çıkmak (mal olmak)
Az para harcayarak elde etmek
...
Ufak tefek gördün da Karamürsel sepeli mi sandın?
“Dış görünüşüne bakarak beceriksiz ve değersizdir deme, aldanabilirsin” anlamında uyarı sözü.
...
üflemeli bir çalgı
– Obua, Ney, Fülüt, Saksafon
– Korna, Kekena, Zurna, Ken, Kena, Korno
...
uğraşı
– Uğraşılan şey, meşgale
– Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş, düşkü, hobi.
...
Uğraştırıcı iş
– Gaile
...
ukıyye
– okka
...
ulaştırma
– Ulaştırmak işi
– İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü, münakalat
– askerlik. Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf
...