Eksik, kusurlu, üstünkörü (biçimde).
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
Yarım yamalak
– sf. Kusurlu, eksik
– zf. Baştan savma bir biçimde, üstünkörü
– Eksik, özensiz yapılmış, düzensiz (iş için).
...
Yarımada
– Yalnız bir yanından ana karaya bağlı, öbür yanları suyla çevrili kara parçası.
– Ana kara ile bağlantı kurduğu kıstak yöresi dışında, üç yanından denizle çevrilmiş kara parçası.
– ...
Yarın öbür gün
– zf. İleride, yakın bir zamanda.
...
yarışma
– Yarışmak işi, müsabaka
– Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım
– Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet
– Başkalarından ...
yarışta belirli evre
– basamak, adım, merhale, aşama
...
yarlıgamas
– Acımasız, acımaz, bağışlamaz
...
yarlık
– Buyruk, ferman.
– Yasa, kanun
– Yoksul.
– Bağış, lütuf.
– berat, menşur.
...
yartım
– Ayrılmış
...
yasa dışı
– sıfat, hukuk Yasalara, yasa kurallarına uymayan, kanun dışı, gayrikanuni, illegal
...
yasa tasarısı
– hukuk. Hükumet tarafından hazırlanarak yasalaşması için meclise gönderilen kanun metni, kanun tasarısı, kanun layihası
...
yasaca sınırlanmış arazi
– parsel
...
yasalara aykırı davranış
– suç, cürüm
...
yasalı
– sıfat, hukuk. Yasaya uygun veya yasanın buyurduğu, kanuni
...
yasama dokunulmazlığı
– hukuk. Yasama organı üyelerinin, adli kovuşturmadan korunarak görevlerini serbestçe yapabilmelerini sağlayan anayasa ilkesi, teşrii masuniyet
...
yaşama gücü, canlılık
– dirim, hayatiyet
– hayat, yaşam
...
yasama yılı
– Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim’de başlayıp 30 Eylül’de biten çalışma dönemi
...
Yaşamınason vermek
1. intihar etmek kendini öldürmek; hayatına son vermek.-2. Kapatmak.
...
yaşayan canlı
– diri, sağ
...
Yaşı benzemesin
“Bu onun gibi aynı yaşta ötmesin.” anlamında birin den söz ederken kullanılır. ,
...
Yaşı ne başı ne?
O daha küçük bu işi yapmaya ne yaşı ne de tecrübesi yeterlidir.” anlamında.
...
Yaşını başını almış (yaşlı başlı)
Oldukça ileri yaşta olan, olgunlaşmış (kimse).
...
yaşını bitirmek (veya doldurmak)
– öngörülen belli bir yaş sınırına ulaşmak
...
yaşlanmış
– geçkin
...
yaşlı
– sf. Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar (kimse)
– Uzun yılları geride bırakmış
– sf. Yaşla dolmuş (göz)
– Yaşlanmış olan.
– İng. aged
...