Kesinlikle olmayacak yapılmayacak bir şey işin söylenir; hayatta olmaz.
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Dünyadaki en yüksek dağ
– Everest
...
Dünyadan elini eteğini çekmek
çevresiyle, çevresinde olan bitenlerle ilgisini kesmek, dünya işleriyle ilgilenmez olmak. (Kars. Bir köşe ye çekilmek, inzivaya çekilmek.)
...
Dünyadan geçmek (el çekmek, vazgeçmek)
Bir köşeye çekilip, toplum yaşamından uzak durmak, kendi halinde yaşamak.
...
Dünyadan haberi olmamak
çevresinde neler olup bittiğinin farkında olmamak.
...
dünyanın en büyük adası
– Grönland
...
Dünyanın kaç bucak (köşe) olduğunu göstermek (birine)
Onu yaptığına pişman etmek, ona hak ettiği cezayı vermek.
...
Dünyanın öbür (bir) ucu
çok uzak yer.
...
Dünyayı haram etmek (birine)
Ona hayatı yaşanılmaz duruma getirmek.
...
Dürbünün tersiyle bakmak (bir şeye)
Söz konusu şeyi çok küçümsemek, olduğundan daha az değerli, önemli görmek.
...
Düşüncesini açmak (birine)
– görüşünü bildirmek
...
Düşüp kalkmak (biriyle)
– erkek kadınla veya kadın erkekle yasa ve töre dışı yakın iliçki kurmak
– biriyle çok yakın arkadaşlık etmek
...
Düzene koymak (sokmak) (bir şeyi)
1. Yolunda gitmesini sağlamak, uygun biçimde çalışır duruma getirmek. -2. Dağınıklıktan kurtarıp derli toplu duruma getirmek.
...
eğlenceli bir tür sahne eseri
– operet
...
eğlendirici oyunlardan her biri
– numara
...
ekabir
– Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
– alay Kendini beğenmiş kimse
...
Ekmeğinden etmek (birini)
Onu işinden çıkarmak, atmak.
...
Ekmeğinden olmak (biri)
Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak.
...
Ekmeğine yağ sürmek (bir şey, birinin)
– Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek
...
Ekmeğini yemek (birinin)
– birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak
– geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak
...
Ekmeğiyle oynamak (birinin)
Bir kimse kendisinin ya da başkasının işini kaybetmesine neden olmak.
...
ekşi bir meyve
– limon, greyfurt, erik, elma
...
Eksik etmemek (bir şeyi)
1. O şeyi her zaman bulundurmak. -2. Ona devam etmek, onu sürekli yapmak.
...
Eksikliğini duymak (bir şeyin, birinin)
O şeyin eksik, yarım, noksan olduğunun bilincine ermek; o kimseyi arar olmak.
...
El atmak (bir şeye)
1. Yeni bir işe başlamak. -2. Birisinin işine karış mak; müdahale etmek. -3. Birine sarkıntılık etmek.
...