– Diktafon ...
Arama Sonucu – "Bakır oluşn gümüş görmümndeki bir alaşım"
Eski bir uygarlık
– Eti, inka, Elam, Hitit ...
Et ele vermek (biriyle)
Onunla işbirliği yapmak, güçlerini birleştirmek. ...
eti yenebilen bir kuş
– sülün ...
Evcil bir cins geyik
– Ren ...
Evin bir bölümü
– oda ...
Evirmek çevirmek (bir şeyi)
O şeyin her tarafını iyice gözden geçirmek. ...
evlilik birliği
– huk. Karı ve kocadan oluşan topluluk ...
Eyvallah demek (bir şeye) (birine)
– Hoş görerek kabul etmek veya edilmek
– Hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek. ...
Eyvallah etmemek (birine)
Birinin minneti altına girmemek, birine boyun eğmemek. ...
Eyvallahı olmamak (birine, hiç kimseye)
Kimseye gönül borcu, minneti olmamak. ...
Falakaya çekmek (yatırmak) (birini)
Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek. ...
Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde)
O yerde hiç kimse bulun mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak. ...
Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna)
O şeyden umudunu kesmek. ...
Felekten bir gün çalmak
Neşeli, eğlenceli bir gün geçirmek. ...
Fellik fellik aramak (birini, bir şeyi)
– zf. Telaşla, heyecanla, koşarak, koşuşturarak, fellek fellek ...
Fena yapmak (birini)
Onu kötü bir duruma düşürmek. ...
Fenaya çekmek (bir şeyi)
O şeye kötü bir anlam vermek. ...
Fikir almak (birinden, bir şeyden)
1. Bir konuda yetkili bir kimse den bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa hibi olmak. ...
Fikir vermek (birine) (bir şey)
-I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. insanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak. ...
Fitil etmek (birini)
Onu çok kızdırmak. ...
Fitil olmak (birine)
Ona çok kızmak; öfkelenmek. ...
Fitil vermek (Birine)
Onu kızdırmak, kışkırtmak. ...
Fırsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine)
Bir işi gerçekleştirmek için uygun durum hazırlamak; zaman vermek. ...
Fıtık olmak (birine)
Ona çok kızmak, sinir olmak ...