Onu çok kızdırmak ; sinirlendirmek. ...
Arama Sonucu – "Bakır oluşn gümüş görmümndeki bir alaşım"
Gafil avlamak (birini)
Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek. ...
Garaz bağlamak (birine)
Ona karşı düşmanca duygular beslemek; kin beslemek (bağlamak). ...
Gavur etmek (bir şeyi)
Onu işe yaramayacak duruma getirmek, zi yan etmek, n ...
Gebe bırakmak (birini)
Onu borçlu duruma getirmek. ...
Gebe kalmak (birine)
Ona borçlu durumda olmak. ...
Gem vurmak (birine) (duygularına)
1. Onun taşkın, aşırı .davranış larını önlemek, önleyecek girişimde bulunmak. -2. Duygularına ha kim olmak. ...
gemi zincirlerinin denizde birbirine dolanması
– Isparmaça ...
geniş bir koltuk türü
– Kanepe, berjer, çekyat ...
Geri çevirmek (bir şeyi, birini)
1. Onu kabul etmemek. -2. Onu geldiği yere göndermek. ...
Geri durmamak (bir şeyden)
O şeyi yapmaktan kaşınmamak. (Kars. Aşağı kalmamak.) ...
giysilere dikilen bir tür süslü şerit
– harç ...
Gizli tutmak (bir şeyi)
Bir olayı, bir haberi hiç kimseye duyurma mak, aşıklamamak. ...
Gıcık almak (kapmak) (bir şeyden, birinden)
Onun söz ve davranışlarından, kimi özelliklerinden hoşlanmamak; dahası sinirlenmek. ...
Gıcık olmak (birine, bir şeye)
Bir davranışa ya da bir kimseye sürek li olarak sinirlenmek. ...
Gına gelmek (getirmek) (birine, bir şeyden)
O şeyden bıkmak, usanmak. ...
Gırgır geçmek (biriyle)
1. Onunla alay etmek. -2. Gevezelik etmek. ...
Gırtlak gırtlağa gelmek (biriyle)
Onunla kavgaya tutuşmak; boğaz boğaza gelmek. ...
göbeği biriyle bağlı (veya beraber kesilmiş)
her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz ...
Göğsü kabarmak (bir şeyden)
Ondan büyük övünş duymak, kıvan mak. ...
Göğüs germek (bir şeye)
Her türlü güçlüğe dayanmak, bilinçlice karşı koymak, direnmek. ...
Göklere çıkarmak (birini)
Onun yaptıklarını, niteliklerini abartarak öv mek, onu yüceltmek. (Kars. övgüler düzmek.) ...
Gökte ararken yerde bulmak (bir şeyi, birini)
Ele geçirilmesi güç sanılan bir şeyi, birini kolayca bulmak. ...
Gölge düşürmek (bir şeye)
Bir şeyin bilerek ya da bilmeyerek değe rini azaltmak. ...
Gönlünden geçirmek (birini, bir şeyi)
Onu şöyle bir düşünmek, istemek; içinden geçirmek. Gönlünden kopmak ...