1. Evli bir kadın kocasına karşı görevlerini yapmak. -2. Erkek dönekçe davranmak, hile yapmak.
...
Arama Sonucu – "Bir amaca erişmek için izlenen yol"
Karış karış (bilmek, dolaşmak) (bir yeri)
O yerin her yanını, ince den inceye (bilmek, dolaşmak).
...
karışık içinden çıkılması zor durum
– açmaz, çetrefil, bela
...
Karşı çıkmak (bir şeye) (birine)
1. Ona itiraz etmek, cephe almak. -2. Onu karşılamaya gitmek.
...
Karşı durmak (bir şeye, birine)
Ona direnmek, boyun eğmemek. Karşı gelmek (birine)
...
Karşı olmak (bir şeye)
Ona katılmamak; onun öyle yapılmasına uy gun görmemek. Karşısına almak (birini)
...
Karşılık vermek (birine, bir şeye)
1. Ona karşı gelmek, baş kaldırmak. -2. Ona yanıt vermek, cevap vermek.
...
kaşara benzer bir tür peynir
– Kaşkaval
...
Kasıp kavurmak (bir şeyi, ortalığı)
1. Bir doğal afet gibi çevreye büyük zarar vermek. -2. Bir zorba, katı ve acımasız tutumuyla çevresindekiler de korku, dehşet uyandırmak.
...
Kasvet basmak (çökmek) (birini)
Bunalmak, sıkılmak (Kars. işi da ralmak.)
...
Kasvet vermek (bir şey birine)
– sıkıntı vermek
...
Kavgaya tutuşmak (biriyle)
Onunla kavga etmeye başlamak.
...
Kavuna benzer bir meyve
– papaya
...
kayınbirader (kayın birader)
– kayın
...
Kayıtsız kalmak (bir şeye, birine)
Ona önem vermemek, onu umur samak, onunla ilgilenme gereği duymamak; lakayıt kalmak.
...
Kayıttan düşmek (bir şeyi)
Bir şeyin adını, numarasını defterde sil mek.
...
kazan (biri) kepçe (bir yer)
– “bir yeri etraflıca (dolaşmak, aramak)” anlamında kullanılan bir söz
...
Kazık atmak (birine)
Onu aldatmak, kandırmak; madik atmak.
...
kebir
– Büyük, ulu
– Yaşlı
– Çocukluktan çıkıp bülûğa ermiş kimse.
– “Bütün varlıkları kendinden yaratan, evveli ve sonu olmayıp ezelden ebede devam eden, varlığı noksansız ve mükemm ...
KEBiRE
(Ar.) Ka. – (bkz. Kebir).
...
keçi yolu
– Patika
...
Kedi ciğere bakar gibi bakmak (bir şeye)
Canının çektiği bir şeye iştahla bakmak.
...
Kefalgillerden bir balık
– kobar
...
Kem gözle bakmak (birine)
1. Kötü niyetle bakmak, -2. Nazar değ di ren bir bakışla bakmak.
...
Kemik atmak (birinin önüne)
Oyalamak, susturmak amacıyla ona küçük bir şey vermek.
...