Uğursuzluk, kötülük gibi olumsuz sonuçlar veren kıskanç bakışlardan ötürü fena bir duruma düşmek; göz değmek.
...
Arama Sonucu – "Bir amaca erişmek için izlenen yol"
Nazarı itibara almak (bir şeyi, birini)
Ona önem ve değer vermek
...
Nazı geçmek (birine)
Ona isteğini kabul ettirecek, yaptırabilecek kadar yakınlığı bulunmak, hatırı sayılmak
...
Ne arıyor? (bir yerde)
“Niçin oraya gitmiş? Orada ne işi var?” anlamında.
...
Nefes aldırmamak (birine)
bk. Soluk aldırmamak.
...
Nefsine yedirememek (bir şeyi)
istenmeyen ya da onur kırıcı bir işi kendine uygun görmemek; kendine yedirememek, onuruna yedire memek.
...
Neşter vurmak (bir şeye)
Bir sorunu kesin olarak çözmek, sonuç el de etmek amacıyla ele almak.
...
niçin
– zarf. Hangi amaçla, hangi sebeple, neden, niye
...
nifak sokmak (bir yere, bir şeye)
– ara açmak, bozgunculuk yapmak
...
Nispet vermek (yapmak) (birine)
Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak
...
Not vermek (birine, bir şeye)
1. Bir şey ya da bir kimse işin iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. öğrenciye başarısıyla orantılı bir not at mak.
...
Nüfuzu altında tutmak (bir yeri)
Orayı egemenliği artında bulundurmak.
...
O yolda
öyle, sor konusu gidiş ya düşene uygun
...
O yolun yolcusu
– toplumun ahlak anlayışına göre kötü bir hayat sürdüren kimse
– sonunda ölecek olan kimse
...
ödev bilmek (saymak) (bir şeyi)
Bir şey yapmayı, yerine getiri si zorunlu bir iş olarak kabul etmek.
...
odyolog
– işitme, denge veya kulakla ilgili diğer problemleri olan hastalarla çalışan kulak uzman
...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak
...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak
...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek
...
öküz tirene bakar gibi bakmak (bir şeye)
Ona aptal aptal, bir şey anlamadan bakmak.
...
Oluruna bırakmak (bir şeyi)
Bir olayın ya da bir durumun kendi ko şullarında oluşmasını beklemek, yapılabildiği kadarıyla yetinmek.
...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır.
...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek.
...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak.
...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek.
...