Kalınca bükülmüş ipek
...
Arama Sonucu – "Bir işi yerine getirme"
Efsaneleşen kişi
– mit
...
eğitim teknolojisi
– Eğitim kuramlarının ve öğretim programlarının en etkili ve olumlu bir biçimde uygulama olanağı bulabilmesi için derslik, deney odası ve işliklerin donatımı, düzenlenmesi; öğrenme çevresinin il ...
eğlenceli bir tür sahne eseri
– operet
...
eğlendirici oyunlardan her biri
– numara
...
ek çizgisi
– yiv
...
ekabir
– Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
– alay Kendini beğenmiş kimse
...
ekme işi
– ekim
...
Ekmeğinden etmek (birini)
Onu işinden çıkarmak, atmak.
...
Ekmeğinden olmak (biri)
Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak.
...
Ekmeğine yağ sürmek (bir şey, birinin)
– Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek
...
Ekmeğini yemek (birinin)
– birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak
– geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak
...
Ekmeğiyle oynamak (birinin)
Bir kimse kendisinin ya da başkasının işini kaybetmesine neden olmak.
...
ekşi bir meyve
– limon, greyfurt, erik, elma
...
Eksik etmemek (bir şeyi)
1. O şeyi her zaman bulundurmak. -2. Ona devam etmek, onu sürekli yapmak.
...
Eksikliğini duymak (bir şeyin, birinin)
O şeyin eksik, yarım, noksan olduğunun bilincine ermek; o kimseyi arar olmak.
...
El atmak (bir şeye)
1. Yeni bir işe başlamak. -2. Birisinin işine karış mak; müdahale etmek. -3. Birine sarkıntılık etmek.
...
El atmak (birinden)
1. Tarikatlarda bir mürit, mürşidinden başkaları na yol gösterme iznini almak. -2. Bir sanat öğrenen şırak, ustasından kendi başına iş yapabilme iznini almak. -3. iskambil oyunlarında kar şı tarafta ...
El basmak (bir şeye)
Ekmek ya da kutsal kitaplardan biri üzerine el koyarak ant içmek, yemin etmek.
...
el birliği
– Bir iş yapmak için birleşme, beraberlik, dayanışma
...
El çabukluğuna getirmek (bir şeyi)
Bir işi, hilesini sezdirmeden çabucak yapmak
...
El çekmek (bir şeyden)
O şeyden vazgeçmek, artık onu yapmamak.
...
El çektirmek (birisine, işten)
Onu görevinden, işinden uzaklaştırmak.
...
El etek çekmek (bir şeyden)
1. Artık o şeyle uğraşmaz olmak. -2. Kendini bütünüyle ibadete vermek.
...
El etmek (birine)
Ona “gel” anlamında el sallamak.
...