Ayrıntılı, bıktırıcı sorular; ahret suali.
...
Arama Sonucu – "Bir yer yaygısı"
kabul yeri
– resepsiyon, kabul, kabul odası, kabul salonu
...
Kadınlar hamamına dönmek (bir yer)
Herkes aynı anda konuştuğu için gürültülü bir ortam oluşmak Kadidi çıkmak
...
Kafa tutmak (birine)
– boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek
...
Kafası almamak (bir şeyi)
1. Onu anlayamayacak durumda olmak. -2. Onun olabileceğine inanmamak, -3. Onu anlayamamak, kavrayamamak; havsalası almamak.
...
Kafası bozulmak (bir şeye, birine)
Ona kızmak, öfkelenmek, sinir lenmek.
...
Kafasına koymak (bir şeyi)
– kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek
...
Kafasından çıkarmak (bir şeyi, birini)
Onu unutmak, ondan vazgeçmek; aklından çıkarmak.
...
Kafasını kaldırmamak (bir şeyden)
Hep o şeyle meşgul olmak; ba şını kaldırmamak.
...
Kafayı (yere) vurmak
1. Yatıp uyumak. -2. Hastalanıp yatağa düş mek.
...
Kafayı takmak (bir şeye)
Hep onu düşünmek, onunla uğraşmak (Kars. Aklı takılmak.)
...
Kafese koymak (birini)
1. Onu aldatıp çıkar sağlamak. -2. Onu hapse sokmak.
...
Kağıda dökmek (bir şeyi)
Onu yazmak, yazıya geçirmek.
...
Kalayı basmak (birine)
Ona küfür etmek, sövmek.
...
Kalbini (birine) açmak
– yüreğini açmak
– Duygu ve düşüncelerini ona söylemek.
...
Kalıbı kıyafeti yerinde
Görünüşü gösterişli olan (kimse).
...
Kalıbını basmak (bir şeye)
Onun doğruluğuna, öyle olduğuna tanık lık etmek.
...
Kamış atmak (bir şeye), (birine)
1. Olumlu yönde gelişen bir işi bozmak. -2. Onu kandırmak, aldatmak.
...
Kan kusturmak (birine)
Ona çok eziyet şektirmek.
...
Kan tutmak (birini)
1. Kanı görünce bayılmak. -2. (Adam öldüren işin) Donup kaldığı için kaçamamak, çok geçirmek.
...
Kanadı altına almak (birini)
Onu korumak, himaye etmek
...
Kanat germek (birine)
– koruması altına almak, himaye etmek
...
Kancayı takmak (atmak) (birine)
Ona musallat olmak, onun kötülüğüne çalışmak.
...
Kanı ısınmak (birine)
Ona yakınlık duymak.
...
Kanı kaynamak (birine)
– çabucak sevgi duymak
...