bk Laf düşmemek.
...
Arama Sonucu – "Bir yer yaygısı"
Söz geçirememek (birine)
Ona her söylediği sözü yaptırabilecek güç ve etkinlikte olmamak; laf geçirememek.
...
Söz gelmek (birine)
Bir kimse, bir söz ya da davranışından ötürü eleştiriye uğramak; laf gelmek.
...
Söz getirmek (birine)
Bir kimseye söz gelmesine yol aşacak davra nışlarda bulunmak; laf getirmek
...
Soz vermek (birine, bir şeye)
Herhangi bir şeyi yapacağını kesin olarak söylemek.
...
Sözü (bir şeye) getirmek
Konuşmayı asıl anlatmak istediği şeye doğru yöneltmek; lafı (bir şeye) getirmek
...
sözü birine yöneltme
– hitap, seslenme
...
Sözünden çıkmamak (birinin)
çeşitli yönlerden bağlandığı bir kimse nin bütün sözlerine ve isteklerine uygun davranmak; lafından şıkma mak.
...
Sözüne gelmek (birinin)
En sonunda o kimsenin sözlerinin doğrulu ğunu anlamak; lafına gelmek.
...
stajyer
– Staj yapan kimse
– Fr. stagiaire
...
Su gibi bilmek (okumak) (bir şeyi)
Bir konuyu yanlışsız ve duraksa madan anlatmayı (okumayı) öğrenmiş olmak.
...
Su gibi ezberlemek (bir şeyi)
– yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek.
...
Su götürür yeri olmamak
– başka türlü yorumlanacak bir yönü bulunmamak
...
Sünnet etmek (birini) (bir şeyi)
1. Erkelerin cinsel organının ucun daki sarkık deriyi kesmek. -2. Bir şeyi, bir bölümünü kesip vermek.
...
Surat bir Karış
öfkeli, suratını asmış, dargın duran kimse işin söyle nir.
...
Surat etmek (birine}
Ona asık surat göstermek, dargın durmak.
...
Sürgit yapmak (bir şeyi)
Onu sürekli olarak yapmak.
...
Sürüncemede bırakmak (bir işi)
O işi herhangi bir nedenle sonuçlandıramamak
...
Sürüncemede kalmak (bir iş)
O iş bir türlü sonuçlanamamak.
...
Süsleyip püslemek (birini, bir şeyi)
Onu çok süslemek.
...
Süsü vermek (bir şeye, kendisine, bir şey)
Herhangi bir şeyde ya da kendisinde, belirli bir nitelik varmış gibi göstermek.
...
Suudi arabistan para parası – birimi
– riyal
...
Suya götürüp susuz getirmek (biri, başkasını)
Bir kimseden daha akıllı olmak, o kimseyi kolayca aldatabilecek kadar kurnaz olmak.
...
süyek, cebire
– koaptör
...
Suyu ısınmak (kaynamak) (birinin)
Bir kimsenin şu ya da bu neden le görevinden uzaklaştırılması (yada öldürülmesi) yakınlaşmak.
...