– zf. İstisnasız, bilaistisna.
– Hiçbir ayrığı olmadan, hiçbirini ayrık tutmaksızın
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
ayrılım
– Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer.
– Ak ışığın bir mercekten ya da bir üçgen biçikten geçerken, kırılım imleçleri değişik olan renklerin değişik açılarda kırılarak birbirlerinden ayrı ...
Ayrım
1. isim Ayırma işi, tefrik “Kuvvetler ayrımı.”
2. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark R ...
ayrım yapmak
– eşit davranmamak, fark gözetmek
...
ayrımlama
– sin. ve TV. Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşma ...
ayrıntı
– Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay
– Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat.
– ...
ayrıntılı
– sf. Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal
– zf. Ayrıntılara girerek
...
Ayrısı gayrisi olmamak
Dost olanlar birbirlerinden hiçbir şeylerini esirgememek, yakın dost olmak.
...
ayrışmak
– (nsz) Birbirinden ayrılmak, birliği bozmak.
– kim. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
– Ortaklığı kaldırmak.
– Osm. ...
Ayrışmayan madde
– element, saf madde
...
Ayrıt
– iki düzlemin ara kesiti
– 113. Bir pürüzmada kenar düzeyleri biribirinden ayıran doğru çizgilere ayrıt denir.
– Bir katı oyutun düzlemsel iki yüzünün ara kesit doğrusu.
– B ...
aytışan
– Hatip, konuşmacı
...
aytışmak
– (nsz) Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek.
– ed. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.
...
Ayvayı yemek
– argo, kötü duruma düşmek, işi bozulmak
...
ayyarlık
– Dolandırıcılık
...
ayyaşlık
– Ayyaş olma durumu, bekrilik
...
Ayyuka çıkmak
– ses yükselmek
– dedikodu herkesçe duyulmak, yayılmak
...
Az kalsın (kaldı) (az daha)
“Bir iş olmak üzereydi, hemen hemen olacaktı.” anlamında.
...
Az tavlı (toprak)
– Alatav
...
azeri çalgısı
– tar
...
azgın
– azmış olan, azılı
– şehvetli, abaza
...
azı
– Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş
– Öküz arabalarında ön ...
azıcık
– sf. Çok az, biraz
– zf. Kısa bir süre.
...
azık
– Gereken yiyecek ve içecek şeyler, nevale.
– Azıcık
– Yiyecek, yol yiyeceği, erzak.
– Fr. Subsistance, Aliment
...
azımsama
– Azımsamak durumu.
– küçümseme
– beğenmeme, az bulma
...