– anatomi. İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.
– dehliz
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
dalkılıç
– zarf. Kılıcını çekmiş olarak, yalın kılıç
– Kılıcını çekmiş olan.
– Gönüllü, fedai.
...
dalkıran
– hayvan bilimi. Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek (Anisandrus dispar).
– halk ağzında. Şiddetli esen rüzgâr
– Kabukböcekleri familyasından ...
Dallanıp budaklanmak
Bir iş ya da bir sorun genişleyerek karmaşık bir durum almak, çözümü güç bir duruma gelmek.
...
Dallı budaklı
çok ayrıntılı, karmaşık, çapraşık, anlatılması ya da çözümü güç olan.
...
dalyan ağı
– denizcilik. Huni biçiminde oldukça dar gözlü balık ağı
...
Dam üstünü saksağan vur beline kazmayı
– yersiz ve saçma sözler karşısında söylenen bir söz
– Hiç ilgisi yokken ve birdenbire söylenen söz ya da söz söyleme için alay yollu kullanılır.
...
Dama çıkmak
Cinsel dürtüsü azmak, bunu dışa vurmak.
...
Dama taşı gibi oynatmak (birini)
Bir kimsenin yerini keyfi olarak sık sık değiştirmek; onu bir yerden bir yere göndermek ya da atamak.
...
Damağı kurumak
çok susamak; boğazı kurumak.
...
damak tadı
– Yiyeceklerden alınan lezzet
...
damar tıkanıklığı
– tıp. Çeşitli sebeplerle atardamar veya toplardamarda kan akışının engellenmesi.
...
damarcık
– anatomi. Küçük damar
– Mineral ya da madenle dolmuş küçük ince çatlak.
...
damarı bozuk
– sıfat, mecaz. Huysuz, sinirli, aksi, geçimsiz (kimse), damarsız.
...
Damarı tutmak
– kötü huyu, aksiliği depreşmek, inatlaşmak
– huysuzluğu üzerinde olmak, aksiliği tutmak.
...
Damarına basmak
– Birini, duyarlı olduğu bir konuda kızdırmak
...
Damdan düşer gibi
Birdenbire ve yersiz olarak söz söylemeyi, ya da söylenen sözü anlatmak için kullanılır.
...
damga harcı
– eskimiş, hukuk. Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi.
...
Damgasına vurmak (biri, bir şeye kendi)
O şeye kendisiyle ilgisi olduğunu ya da kendi yapıtı olduğunu belli edecek nitelikler vermek.
...
Damgasını taşımak (bir şey, bir şeyin)
Bir şey söz konusu şeyin özelliğini taşımak.
...
Damgasını vurmak (birine, bir şey)
O kimse işin kötü bir yargıya varmak; onu kötü bir adla adlandırmak.
...
damıtıcı
– İmbik
– Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse
...
damıtık
– sıfat, kimya. Damıtma yoluyla, damıtılarak elde edilmiş olan
– mukattar
– Damıtma sürecinde buharlaştırılıp sonra yoğunlaştırılan özdek.
– Damıtma işlemi ile buharlaştırılıp ...
damıtım
– Damıtma işi
– Uçurulup yoğunlaştırma yoluyla arı bir sıvı elde etme işlemi.
...
damıtmak
-i, kimya, fizik, Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak, imbikten çekmek, taktir etmek.
-i Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluştur ...