Duymak, duyulmak.
...
Arama Sonucu – "Geniş ağızlı balık ağı"
Kulağına girmek
Söylenilen sözleri, dikkate almak.
...
Kulağına gitmek
işitmek, duymak, öğrenmek, haberi olmak.
...
kulağına inanmamak
duyduklarının doğruluğundan şüphe etmek
...
Kulağına kar suyu kaçmak
Rahatını, huzurunu kaçıran, tedirgin eden bir haber duymak.
...
Kulağına koymak (sokmak) (bir şeyi)
Söylenilenleri ileride hatırla yabilmek için çok iyi dinlemek.
...
Kulağına küpe olmak
– başa gelen bir durumdan alınan dersi unutmamak
– başına gelen bir işten hiç unutamayacağı bir ders almak.
...
Kulağını açmak
– dikkatle dinlemek
...
Kulağını bükmek
Söz ve davranışlarına dikkat etmesi işin uyarıda bu lunmak; uyarmak.
...
Kulağını çekmek
Yaptığı olumsuz bir davranıştan ötürü hafif bir ceza vermek ve bir daha yapmamasını öğütlemek.
...
Kulağını doldurmak
1. Bir kimseye bir şeyle ilgili olarak yalan yanlış bilgiler vermek. -2. Bir kimseye dikkati olması için önceden konuyla ilgili birtakım bilgiler vermek.
...
Kulağını şınlatmak
Birini herhangi bir yönüyle anmak.
...
kulak (veya kulağını) tırmalamak
– kulağı rahatsız etmek
...
Kulakları (kulağı) şınlasın
“şimdi ondan iyi duygularla söz ediyoruz, kulakları şınlayarak kendisinden şöz ettiğimizi sezsin.’ anlamında.
...
Kumaş kağıt vb.de kıvrım
– pli
...
Kuru kalabalık
1. Hiçbir işe yaramayan insan topluluğu. -2. Kırık dökük eşya.
...
Kuzukulağı
– Karabuğdaygillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları salata olarak kullanılan, çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bir bitki, ekşikulak (Rumex acetosa)
...
Laf söyledi balkabağı
“şu aptalım söylediği lafa bak!” anlamında.
...
lağım
– Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz
– tarih. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman sipe ...
lağım faresi
– hayvan bilimi. Kuyruğu hariç 18-25 santimetre boyunda ve 200-600 gram ağırlığında, küt burunlu, kulağı ve gözü küçük, kaba tüyleri kahverengi siyah, karın bölgesi gri beyaz arası bir renkte ol ...
lağımcı
– Pis su kanallarını açıp temizleyen işçi.
– tarih. Düşman kalelerini yıkmak için lağım kazan asker.
– Düşman kalelerini havaya uçurmak için lağım kazan asker sınıfı.
...
lağıv
– Bir kuruluşun faaliyetine son verme
– huk. Hükümsüz kılma, feshetme.
...
maden yatağı
– Maden filizi katmanlarının bulunduğu alan
...
makina yağı
– bk. makine yağı, gres
...
makine yağı
– Rafine edilmiş bir yağlama yağı ile bir sabunun, istenen kıvama göre değişen oranlarda iyice karıştırılmasından elde edilen yarı koyu yağlama yağı, gres, gres yağı
...