1. Bir şeyi yakalamak için tuzak hazırlamak. -2. Bir kimseyi tehlikeli bir duruma düşürmek için düzen hazırlamak (Kars. çukurunu kazmak.)
...
Arama Sonucu – "Havada da bulunan bir gaz"
uçan daire
– Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı yuvarlak biçimde uçan araç.
...
üçkağıda gelmek
Dolandırılmak, aldatılmak.
...
Ucu (birine) dokunmak
Biri o işten zarar görmek.
...
Uçucu bir sıvı
– benzin, alkol, aseton, eter, esans
...
Ucunda bir şey olmak
Düşünülen, uygulamaya konan bir işin aşık şa belirtilmeyen bir amacı olmak.
...
Ucunda ölüm yok ya
“Yapılması gereken bu iş ölümle bitmeyecek ya.” anlamında avunma (avutma) sözü.
...
Ucunu bırakmak (bir şeyin)
Artık onunla ilgilenmemek.
...
Ucuz atlatmak (bir şeyi)
Tehlikeli ya da güç bir durumdan az bir zararla sıyrılmak; ucuz kurtulmak.
...
Ucuz kurtulmak (bir şeyden)
bk. Ucuz atlatmak.
...
Ucuza getirmek (mal etmek) (bir şeyi)
Onu ucuz fiyatla satın al mak.
...
Ufak tefek gördün da Karamürsel sepeli mi sandın?
“Dış görünüşüne bakarak beceriksiz ve değersizdir deme, aldanabilirsin” anlamında uyarı sözü.
...
üflemeli bir çalgı
– Obua, Ney, Fülüt, Saksafon
– Korna, Kekena, Zurna, Ken, Kena, Korno
...
Uğur getirmek (bir şey birine)
O şey ona iyilik, şans, bereket getirmek.
...
Uhdesinde bulunmak (olmak) (bir şey, birinin}
O şey onun sorum luluğu altında olmak.
...
Uhdesinden gelmek (bir işin)
Bir işi başarmak.
...
Uhdesine almak (bir şeyi)
Bir işi sorumluluğu altına almak, o işin yapılacağına dair söz vermek.
...
ULUDAğ
(Tür.) Er. – çok büyük, yüce dağ.
...
ümit (umut) bağlamak (bir şeye) (birine)
1. Onun olacağını um mak -2. istediği şeyin onun tarafından yapılacağını ummak
...
ümit kesmek (bir şeyden)
bk. Umut kesmek.
...
Umuda kapılmak
“Umutlanmak; ümide kapılmak.
...
Umurumda değil
“ilgilenmiyor, aldırış etmiyorum.” anlamında.
...
Umut kesmek (bir şeyden)
– umudunu kesmek
– bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak
...
Umut vermek (birine)
1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabile ceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.
...
Un ufak etmek (bir şeyi)
1. Onu çok ufak parçalar, kırıntılar durumuna getirmek. -2. Onu dağıtmak, harap etmek.
...