hesap. ...
Arama Sonucu – "Kadın eş"
Hesaba almak (katmak) (bir şeyi, birini)
Onu göz önünde bulun durmak, düşünmek; önemsemek. ...
Hesabı kesmek
Bir kimseyle iliçkiyi ya da alışverişi kesmek, buna son vermek. ...
Hesabını bilmek
Tutumlu olmak. ...
Hesabını görmek
1. Borcunu ödemek. -2. Onu öldürmek. ...
hesabını iyi bilen
– Hasis, Hesabi ...
hesap
– Aritmetik.
– Matematiksel işlem.
– Alacaklı veya borçlu olma durumu
– Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon
– Oranlama, tahmin
& ...
Hesap (hesabını) vermek
1. Bir işin, harcamanın durumunu göstermek. -2. Sorumlu olduğu bir konuda sorgudan geçmek, savunma yapmak. ...
Hesap etmek (bir şeyi)
1. Onu hesaplamak. -2. Onu kendi kendine tartışıp düşünmek. ...
Hesap Pusulası (HESAP PUSULASI)
– adisyon, fatura ...
Hesap sormak (birine, birinden)
Bir kimseyi yaptıklarından dolayı sorguya çekmek. ...
hesapçı
– sıfat. Hesabını iyi bilen, tutumlu, hesabi
– sıfat. Çıkarını kollayan, davranışlarını buna göre düzenleyen (kimse), hesabi. ...
hesapsız kitapsız
– zf. Deftere geçirmeden veya belgeye bağlamadan.
– mec. Sorumsuz, ölçüsüz bir biçimde ...
Hesapta olmamak
Daha önce hiç düşünülmemiş olmak. ...
Hesaptan düşmek (bir şeyi, birini)
1. Bir alacağı ya da borcu hesaptan çıkarmak. -2. Bir şeyi, bir kimseyi yok saymak. ...
HESiONE
Troia Kralı Laomedon’ın kızı ...
HESNA
(Ar.) Ka. 1. Güzel kadın. 2. Hanım, kadın. ...
HESPEROS
Akşam yıldızı ...
heşt
– sekiz ...
heştad
seksen. ...
hesti
varlık. ...
hevaperest
nefsinin istekleri peşinde koşan. ...
heves
– İstek, eğilim, arzu, şevk
– Gelip geçici istek ...
hevesat
istekler, hevesler. ...
hevesdar
hevesli. ...