1 .boynuz. 2.yüzyıl.
...
Arama Sonucu – "Kar ayaklığı"
karnabit
– esk. Karnabahar
...
karnaval
– Hristiyanların belli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi.
– Bu dönemde yapılan eğlence.
– Şenlik
...
karne
– eğitim bilimi. Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge.
– Kişile ...
KARNEYN
(Ar.) Er. 1. iki boynuz. 2. Zülkarneyn
...
karni
– kimya. Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap
– Fransızca. cornue
...
karnivor
– sıfat, hayvan bilimi. Etobur
...
Karnı burnunda
Doğum yapacak durumdaki gebe (kadın).
...
Karnı geniş
Tasasız, hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen (kimse).
...
Karnı sürmek (gitmek)
Amel (ishal) olmak.
...
Karnı tok, sırtı pek
Hali vakti yerinde olan (kimse).
...
Karnı zil çalmak
– çok acıkmış olmak
...
Karnım tok
“Bu tür sözlerle beni kandıramazsınız.” anlamında.
...
karnından konuşan
– sf. Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan (kimse), vantrilok
...
Karnından konuşmak (uydurmak)
çok hafif sesle söylemek.
...
karoser
– Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm.
...
karoten
– Bitkilerde sentezlenen, sütte ve yumurta sarısında bulunan, A vitamininin öncüsü olan, sarı ve portakal renkli bir pigment, C40H56.
– Bazı bitkilerde sentezlenen, özellikle koyu yeşil, l ...
Karpal Tünel Sendromu
– Bilekte sinir sıkışması
...
karpit
– kim. Genellikle sanayide asetilen gazı çıkarmakta kullanılan, karbonla kalsiyum bileşiği madde (CaC2).
– CaC2, kalsiyum karbür; suyla bozundurulup asetilen üretilmesinde kullanılan gri r ...
Kars
– Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan illerinden biri
...
karsak
– hay. b. Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü (Vulpes corsac).
– İri taşlarla kaplı, yer yer çukurları olan tarla.
...
karşinas
uzman, işten anlayan.
...
karşı
– Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi
– Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
– Ön, kat, huzur
– sf. Bulunan yere göre önde, ileride olan
...
karşı çıkma
– İtiraz, kabul etmediğini belirtme
...
Karşı çıkmak (bir şeye) (birine)
1. Ona itiraz etmek, cephe almak. -2. Onu karşılamaya gitmek.
...