-i “Tık” sesi çıkararak hafifçe vurmak
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
tıksırmak
– nsz. Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak
...
tımar
– bakım. Yara bakımı. Ağaç bakımı
– Binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme-
– Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen ...
tımar düzenlemesi
Osmanlı İmparatorluğunda mîri arazilerin yıllık gelirine göre has, zeamet ve tımar olarak ayrıldığı, bu arazilerin kullanımının başlıca işlevleri vergi toplamak ve asker sağlamak olan kamu görevliler ...
tımar sistemi
tımar düzenlemesi
...
tımarhane
– akıl hastanesi
...
tımarhane kaçkını
– Delice işler yapan kimse
...
tımarlamak
-i Tımar etmek
...
tınaz makinesi
– Tınaz durumundaki ekinleri savurarak yabancı nesneleri ayıran makine
...
tıngıldamak
– nsz. Tıngırdamak
...
tıngırdamak
– nsz. Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak, tıngıldamak
...
tınlama
– Tınlamak işi
– Tanin
...
tınlamak
– nsz. “Tın” sesi biraz sürüp gitmek, çınlamak
...
tınlatmak
-i Tınlamasına yol açmak
...
tınmaz melaike
– Kendi hâlinde, sessiz kimse
...
tıpalamak
-i Tapalamak
...
tıpalanmak
– (nsz) Tapalanmak.
...
tıpırdamak
– nsz. Yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak
– Hafif hafif vurmak
...
tıpırdatmak
-i Yürürken veya parmakları bir yere vururken “tıpır tıpır” diye ses çıkarmak
...
tıpışlamak
-i Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak, tapıklamak
...
tıpta sağlıklama
– sanitasyon
...
Tıraşa tutmak (birini)
Onu bıkkınlık verici, uzun, abartılı konuşmalar la oyalamak.
...
tıraşlamak
-i Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek
– Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak
– Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak
...
tıraşlanmak
– (nsz) Tıraşlama işi yapılmak
...
tırıllamak
– nsz. Çıplak veya parasız kalmak
...