– ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak.
– herhangi bir durumu yüzünden anlamak
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
yüzüne bakamaz olmak
– utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.
...
yüzüne bakılmaz
– çok çirkin
...
yüzüne bakmamak
– önem vermemek, ilgilenmemek.
– darılmak, gücenmek.
...
yüzüne duramamak
– dayanamamak, bir isteğe hayır diyememek, kıramamak
...
yüzüne hasret kalmak
– birinden veya bir şeyden yoksun kalmak, özlemek
...
Yüzüne vurmak (çarpmak) (bir suçu, kabahati)
Kabahatini, kusurunu yüzüne karşı söyleyip ayıplamak, kınamak
...
yüzüne yazmak
– gelinin yüzünü süslemek
...
Yüzünü ağartmak
– beğenilir iş yapmak, iş ve davranışlarıyla yakınlarının övünmesine sebep olmak
...
Yüzünü ekşitmek (buruşturmak)
Herhangi bir şeyden memnunluk
...
Yüzünü kara çıkarmak
– Birini utandırmak.
– Birini, ileri sürdüğü bir görüşte yanıldığını ortaya koyarak utandırmak.
...
Yüzünü kızartmak
1. Herhangi bir şeyi yapmadan.önce utandığını yüz ifadesiyle belli etmek. -2. Birini utanacak bir duruma düşürmek.
...
Yüzünün akıyla çıkmak (bir işten)
Yüz akıyla çıkmak.
...
Yüzüstü bırakmak (birini) (bir şeyi)
– birini yapayalnız, kimsesiz, kötü bir durumda bırakmak
– bir işi zamanında yapmayıp savsaklamak, olduğu gibi bırakmak, ihmal etmek
...
Yüzüstü kalmak
Bir iş zamanında yapılmamak.
...
zaaf saymak
– Eksiklik olarak görmek
...
zabıt tutmak
– tutanak düzenlemek
...
zadgeganlık satmak
soyluluk taslamak.
...
zaferyab olmak
üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.
...
zağlamak
-i, halk ağzında. Bilemek.
– Keskinletmek.
...
zağlanmak
– Güçlenmek, semiz duruma gelmek.
– Keskinleşmek, sertleşmek.
...
zahib olmak
1.gitmek. 2.sanıya kapılmak.
...
zahir olmak
ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.
...
zahmet olmazsa
– “rica ederim” yerine kullanılan bir nezaket sözü
...
Zahmete sokmak (birini)
– birine yorgunluk vermek veya masraf ettirmek
...