çevrede olup bitenleri çabuk öğrenebilen (kimse).
...
Arama Sonucu – "Yerel ağ "
kulağı kesik
– sıfat. Görmüş geçirmiş, deneyimi fazla olan, uyanık
...
Kulağı kirişte olmak
Neler söyleneceğini, ne gibi haberler geleceğini işitmek için dikkatli olmak.
...
Kulağı tetikte (olmak)
Söylenecek sözü, gelecek haberi bekler du rumda (olmak).
...
Kulağına çalınmak
Onu tesadüfen duymuş olmak.
...
Kulağına çarpmak
Duymak, duyulmak.
...
kulağına fısıldamak
– çok alçak ve hafif bir ses tonuyla kulağına eğilip bir şeyler söylemek
...
Kulağına geçmek
Duymak, duyulmak.
...
Kulağına girmek
Söylenilen sözleri, dikkate almak.
...
Kulağına gitmek
işitmek, duymak, öğrenmek, haberi olmak.
...
kulağına inanmamak
duyduklarının doğruluğundan şüphe etmek
...
Kulağına kar suyu kaçmak
Rahatını, huzurunu kaçıran, tedirgin eden bir haber duymak.
...
Kulağına koymak (sokmak) (bir şeyi)
Söylenilenleri ileride hatırla yabilmek için çok iyi dinlemek.
...
Kulağına küpe olmak
– başa gelen bir durumdan alınan dersi unutmamak
– başına gelen bir işten hiç unutamayacağı bir ders almak.
...
Kulağını açmak
– dikkatle dinlemek
...
Kulağını bükmek
Söz ve davranışlarına dikkat etmesi işin uyarıda bu lunmak; uyarmak.
...
Kulağını çekmek
Yaptığı olumsuz bir davranıştan ötürü hafif bir ceza vermek ve bir daha yapmamasını öğütlemek.
...
Kulağını doldurmak
1. Bir kimseye bir şeyle ilgili olarak yalan yanlış bilgiler vermek. -2. Bir kimseye dikkati olması için önceden konuyla ilgili birtakım bilgiler vermek.
...
Kulağını şınlatmak
Birini herhangi bir yönüyle anmak.
...
kulak (veya kulağını) tırmalamak
– kulağı rahatsız etmek
...
Kulakları (kulağı) şınlasın
“şimdi ondan iyi duygularla söz ediyoruz, kulakları şınlayarak kendisinden şöz ettiğimizi sezsin.’ anlamında.
...
Kulaktan kulağa
Birinden bir başkasına gizlice söylenerek.
...
Kumaş kağıt vb.de kıvrım
– pli
...
Kurbağa ağaca şıkınca
bk. Balık kavağa şıkınca.
...
kurbağa yavrusu
– iribaş, kurbağacık
...