Sakalını kesrneyip uzatmak.
...
Arama Sonucu – "a mak"
sakıt olmak
düşmek.
...
Sallantıda bırakmak (bir şeyi)
Onu sonuçlandırmamak, savsaklamak.
...
Sallantıda kalmak (bir iş)
O iş bir çözüme kavuşturulmamak.
...
şamil olmak
kapsamak.
...
Sancısı tutmak
1. Vücudun herhangi bir yerinde ansızın sana duymak -2. Gebe kadın, dölütün rahmi zorlamasının yol aştığı ve doğum zamanının geldiğini bildiren sanayi duymak
...
şansa kalmak
Bir şeyin gerçekleşmesi işin çok az umut olmak. şans eseri
...
şapa oturmak
Umduğunu bulamayıp güç duruma düşmek
...
şapka çıkarmak (bir şeye)
O şeyin üstünlüğünü kabul edip saygı duymak.
...
saplanmak
– (-e) Hızla batmak
– Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak
...
Sarakaya almak (birini)
Onunla alay etmek; alaya almak, makara ya almak.
...
sarf olunmak
harcanmak
...
şarkı söylerken bir an duraksamak
– Es vermek
...
şarkı tutturmak
– bir şarkının sözlerini veya sadece bestesini seslendirmek
...
sarmalanmak
– (nsz) Sarmalama işine konu olmak veya sarmalama işi yapılmak.
– İyice sarılmak, bürünmek
...
Sarmaş dolaş olmak
Birbirine sarılmak, kucaklaşmak
...
Sarpa sarmak (bir iş)
iş üstesinden güç gelinecek bir duruma girmek, içinden çıkılmaz olmak.
...
şart koşmak (bir şey, şeyi)
Onu şart olarak öne sürmek.
...
şart şurt tanımamak
Kendini hiçbir şarta bağlı saymamak.
...
şartlanmak
– (nsz) Önceden belirlenmiş şartlara göre uyarlanmak, koşullanmak
...
Saş sakal ağartmak (bir işte)
Uzun zaman bir işte çalışmış,olarak o işte ustalaşmış olmak.
...
şaşakalmak
– Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
...
Saşını başını yolmak
çok üzülmek üzüntüsünden dövünmek
...
Saşıp savurmak
Parasını düşünmeden, hesapsızca harcamak.
...
Saşma sapan konuşmak
Anlamsız, boş konuşmak
...