1. Söz istemek ya da oy verdiğini belirtmek için elini havaya kaldırmak. -2. Kendisinden büyüğe vuracakmış gibi davra-mak.
...
Arama Sonucu – "a mak"
El koymak (bir şeye)
1. Bir şeyi, kendi buyruğu altına almak; bir yerin yönetimini kendi yetki sınırlan işine almak. -2. Bir yolsuzluğu orta ya çıkarmak için incelemesine girişmek.
...
El sıkışmak
– pazarlıkta anlaşmak.
– toka, tokalaşmak
– iki arkadaş karşılaştıklarında sevgi ve saygı gereği birbirlerinin ellerini tutup, hafifşe sıkmak.
...
El tutmak
Bir iş vakit almak, uzun sürmek.
...
El üstünde tutmak (birini)
Ona çok değer vermek, aşırı saygı ve sev gi göstermek.
...
El uzatmak (birine) (bir şeye)
1. O kimseye yardım etmek. -2. Başkasınıın işine, çıkarına dokunmak, kendisine ait olmayan bir şey üze rinde Ihak iddia etmek.
...
Elde (elinde) kalmak
1. Bir mal satılamadığı için olduğu gibi sahi binde durmak. -2. Harcamanın sonunda artmış olarak durmak.
...
Elde (elinde) tutmak (bir şeyi)
Bir duruma ya da işe hakim olmak.
...
Elde avuçta bir şey bırakmamak
Para, mal mülk, vb’yi savurganca harcayıp tüketmek.
...
Elde avuçta bir şey kalmamak
Para, mal, mülk vb. harcanarak bitmek, tükenmek.
...
Elden (elinden) kaçırmak (bir şeyi)
Onu elde etmek fırsatını yitirmek.
...
Elden çıkarmak (bir şeyi)
O şeyi satmak, başkasına devretmek.
...
Elden çıkmak (bir şey)
O şey satılmak, başkasına devredilmek.
...
Elden ele dolaşmak
1. Birçok kimsece alınıp bakılmak. -2. Birçok sahip değiştirmek.
...
Ele almak (bir şeyi)
1. Bir şey üzerinde çalışmaya başlamak. -2. Bir şeyi inceleyip araçtırmak, eleştirmek.
...
Ele avuca sığmamak
Söz dinlememek, şımarık ve taşkın davranışlarda bulunmak.
...
Eli ağzında kalmak
çok şaşırmak, şaşırıp kalmak.
...
Eli alışmak (bir şeye)
1. Bir işte ustalık kazanmak. -2. Herhangi bir davranışı alışkanlık haline getirmek.
...
Eli altında otmak
Aradığı, istediği zaman bulabileceği yerde olmak.
...
Eli ayağı (kolu) bağlı kalmak
1. Bir şey yapamayacak durumda olmak. -2. Yardıma olması, çözüm bulması gereken bir konuda, hiçbir şey yapamamak. Eli ayağı buz kesilmek
...
Eli ayağı düzgün olmak
Bedence, görünüşçe kusursuz olmak, iyi görünmek.
...
Eli ayağı(na) dolaşmak
Telaştan, heyecandan ne yapacağını şaşırmak, saşma sapan işler yapmak.
...
Eli böğründe (koynunda) kalmak
Başarısızlığa uğramak, bir iş yapa maz duruma düşmek; umutsuz, çaresiz duruma düşmek.
...
Eli bollaşmak
Para yönünden rahatlamak.
...
Eli cebine varmamak (gitmemek)
* Para harcama konusunda cimri davranmak, para harcamaya yanaşmamak. (Kars. Cebinde .akrep olmak.)
...