– bir kimsenin üstüne titremek
– buyruğunu yerine getirmeye hazır bulunmak
– bir arzunun gerçekleşmesi için gözleriyle birine yalvarmak.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Gözünün yaşına bakmamak
Ağlayıp sızlanmasına aldırış etmemek, acımamak.
...
Güçlük çıkarmak (birine)
Bir iş yapılırken engeller, zorluklar yaratmak; müşkilat çıkarmak, zorluk çıkarmak.
...
Gün almak (birinden) (bir yıldan)
1. Randevu almak, bir kimse ya da kuruluştan belli bir iş işin uygun bir istemde bulunmak. -2. Bir yaşı birkaç gün geçmek.
...
Gün ışığına çıkmak
Aydınlanmak, gerçekler ortaya çıkmak.
...
Günaha sokmak (birini)
Bir kimseye din yönünden suç sayılacak bir iş yaptırmak.
...
Günahına girmek (günahını almak)
Bir kimseye yapmadığı bir işin, söylemediği bir sözün sorumluluğunu yüklemek, onun hakkında kötü düşünmek.
...
Güneş çarpmak (birine)
Güneş altında fazla kalıp hastalanmak.
...
Güneş olsa kimsenin üstüne doğmamak
Durumu iyi olduğu halde hiç kimseye iyilik etmemek.
...
Günleri sayılı olmak
1. Bir yerde ancak birkaş gün daha kalabilmek. -2. ölümü yakın olmak.
...
Gürültü çıkarmak (koparmak)
1. Gürültü etmek. -2. Tepkisini sert biçimde göstermek.
...
Gürültüye (patırtıya) pabuç bırakmamak
Korkutmalara aldırmadan işini yürütmek. (Kars. Bildiğinden şaşmamak.)
...
Gürültüye getirmek (gürültüye boğmak)
1. Bir düşünceyi ,bir işi, başka konuların araya girmesiyle görüşme dışı bırakmak. -2. Karışıklıktan yararlanarak istediğini gerçekleştirmek.
...
Gurur duymak (biriyle, bir şeyden)
Onunla övünmek, gururlanmak.
...
gururlanmak
– nsz. Kendini beğenmek, büyüklenmek, kurumlanmak, övünmek, mağrur olmak
...
gururunu okşamak
yüzüne karşı değerlerini belirterek bir kimseyi duygulandırmak
...
Güven beslemek (duymak) (birine)
Ona güvenmek; itimat besle mek.
...
Güvendiği dağlara kar yağmak
Güvendiği kimseden yardım gelme mek, güvendiği şey işe yaramamak.
...
Habbeyi kubbe yapmak
Pek önemi olmayan bir şeyi abartmak, önemliymiş gibi göstermek. (Kars. Pireyi deve yapmak.)
...
Haber almak (birinden)
Birinden bir haber, bilgi öğrenmek, kendisine haber iletilmek.
...
Haber atlamak
Bir haberi zamanında alıp yayımlayamamak.
...
Haber çıkmamak
Beklenen haber gelmemek, hakkında bilgi verilme mek.
...
Haber salmak (birine, bir yere)
Ona, oraya haber göndermek.
...
Haberi olmak (bir şeyden)
Onun hakkında bilgisi olmak.
...
hacamat yapmak
kan almak.
...