– Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, mahzur, müşkül, pürüz, mania, handikap
– Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer ...
Arama Sonucu – "en yüksek askeri ünvan"
Engel çıkarmak (birine)
Bir işin yapılmasını zorlaştırmak.
...
Engel olma
– önleme
...
engelsiz
– sıfat. Engeli olmayan, maniasız
– zarf. Engeli, sıkıntısız, sakıncası olmayan bir biçimde
– düz, basit, serbest, bilamani’a
...
ENGER
çengel sakızı
...
engerek
Başı üç köşe zehirli yılan
...
engi
– Nezle.
– Bademcik iltihabı.
– Sancı, ağrı.
– Felç.
– O (kişi adılı).
– İşte, yanındaki, çevresindeki.
– Çene.
– Ateşli hastalıkta gelen bunalma, nöbet ...
ENGi A Y
(Tür.) Er. – (bkz. Engin).
...
engin
– sf. Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vasi
– Açık deniz
– sf. hlk. Değer ve fiyatı düşük olan
– Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat
– Nezle.
R ...
ENGiNALP
(Tür.) Er. – Değerli yiğit.
...
engineering change
teknik değişiklik
...
engineering design
teknik tasarım
...
engineering release
teknik değişiklik yayını
...
ENGiNER
(Tür.) Er. – iyi, güzel, değerli insan.
...
ENGiNiZ
(Tür.) Er. – iz bırakacak kadar değerli insan.
...
ENGiNSOY
(Tür.) Er. – Geniş soydan gelen.
...
ENGiNSU
(Tür.) Er. – Açık deniz.
...
ENGiNTALAY
(Tür.) Er. – Büyük deniz, okyanus.
...
Engiz
– Çukur ve karanlık yer
– Derelerde sık ağaçlardan meydana gelen karanlık
– Ağaç filizi, piç
– Biçilmiş tarla, anız
– Rahatlık, ferahlık
...
engizisyon
– din b. ve tar. Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı
– Eskiden, Katoliklerde dine aykırı davrananları araştı ...
english
ingilizce
...
engübin
bal.
...
engur
üzüm.
...
engür
– çok gür.
– Bereketli.
...
ENGüRü
Ankara’nın eski adlarından biri
...