– bit. b. Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki (Musa sapientum).
– Bu bitkinin kendine özgü hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi
& ...
Arama Sonucu – "mu"
muzad
– sf. Nitelik ve etkileri birbirine tamamen aykırı, birbirini giderici olan, aksi yönde tesir eden.
...
muzaffer
– sf. Üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış, yenmiş, utkulu, üstün.
...
muzaffer olmak
– üstün gelmek, yenmek, zafer kazanmak
...
muzafferane
– zf. Muzafferce
– Ar. muzaffer + Far. ane
...
muzafferce
– zf. Üstün bir biçimde, zafer kazanmışa yaraşır biçimde, muzafferane.
...
muzafferiyet
– Üstün gelme, üstünlük, zafer kazanma
...
muzafferlik
– Muzaffer olma durumu, utkululuk.
...
muzahame
– kalabalık
...
müzaheret
– Yardım etme, arkalama, destekleme, arka çıkma
...
muzaheret
– Destekleme, yardım etme, arka çıkma
...
müzahir
– sf. Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı.
– Yardım eden, yardımcı.
...
muzahir
– Destekleyen, yardım eden, arka çıkan
...
müzahrefat
– Süprüntüler, pislikler
– Yalanlar, saptırmalar.
...
müzakerat
– Bir konuyla ilgili konuşmalar, danışmalar, müzakereler
...
müzakere
– Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma, oylaşma
– Sözlü sınav.
– Etüt
...
müzakereci
– Müzakere yapan kimse.
– eskimiş. Öğrencileri çalıştıran kimse.
...
MUZAM
(Ar.) Er. – Bir şeyin en büyük kısmı.
...
müzavele
– Bir şeyin meydana gelmesi için çalışma.
– Bir şeyi başka bir şeye yakınlaştırma.
...
müzayaka
– Sıkıntı, darlık, parasızlık.
...
müzayede
– Açık artırma
– artırma
...
MüZDAD
(Ar.) Er. – Ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış. – Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.
...
Muzdarip
– sf. Izdırap ve acı çeken
...
muzdarip etmek
ızdırap vermek, üzmek
...
müze
– Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı
– Kışlık davar ağılı.
– Fr. musee
...