“Bir kimse bir iş yapıyorsa, öteki de boş durmaz, aynı işi yapabilir.” anlamında.
...
Arama Sonucu – "mu"
ELiK-YAğMURCA
Dağ keçisi
...
elindekinden hoşnut olma durumu
– kanaat
...
Eliyle koymuş gibi (bulmak) (bir şeyi, birini)
Aradığını hemen, kolayca (bulmak).
...
ELMUNDO
ispanya’da yayınlanan ünlü bir gazete
...
emanat-ı mübareke
kutsal emanetler.
...
emre muharrer senet
– hukuk. Bono
...
EMU
Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu
...
emulate
öykünmek
...
emulation
öykünme
...
emulation program
öykünme programı
...
emülatör
– belli bir bilgisayar için yazılmış izlencelerle başka bir bilgisayarı kullanma olanağı sağlayan düzen, emulator
...
emülsiyon
– Bir sıvının çözünmediği başka bir sıvı içinde mikroskobik boyutlu damlacıklar halinde dağılıp asılı kalması sonucu oluşan karışım.
– Bir sıvı molekülünün başka bir sıvı içinde dağılması. ...
en az, minimum
– asgari, minimal
...
endülüs halk müziği
– Flamenko
...
enmuzec
örnek, numune.
...
ENVAZYON-TAAMMüM
Yayılma
...
Erasmus
– Yükseköğretim kurumlarının iş birliğini, öğrenci ve akademisyenlerin kısa süreli olarak bu iş birliği çerçevesinde farklı ülke ve üniversitelerde deneyim kazanmasını teşvik eden Avrupa Birliği ...
ERDURMUş
(Tür.) Er. – (bkz. Erduran).
...
erkan-ı harbiyye-i umumiyye
genel kurmay başkanlığı
...
Erzumum ilçesi
– AZİZİYE
AŞKALE
ERZURUM
HINIS
HORASAN
KARAYAZI
KARAÇOBAN
KÖPRÜKÖY
NARMAN
OLTU
OLUR
PASİNLER
PAZARYOLU
TEKMAN
TORTUM
UZUNDERE
ÇAT
İSPİR
ŞENKAYA
...
esbab-ı mücbire
zorlayıcı sebepler.
...
esbab-ı mucibe
– Gerektirici sebepler.
– Gerektiren sebebler. İcab eden sebepler.
– Gerekli kılan sebebler.
– Gerekçe, gerekçeler.
...
eşekten düşmüş karpuza (düşmüşe) dönmek
– argo çok şaşırmak, donup kalma
– kötü bir duruma düşmek
...
eskiden kıdemli memur
– başefendi, başkatip
...