işler.
...
Arama Sonucu – "mu"
Umur görmek
1. önemli görevlerde bulunmuş olmak. -2. çok dene yimli olmak.
...
UMURAL
(Tür.) Er. – Görgü, bilgi, deneyim kazan.
...
UMURALP
(Tür.) Er. – Görgülü, bilgili, yiğit.
...
UMURBAY
(Tür.) Er. – Görgülü, bilgili, saygın kişi.
...
UMURBEY
(Tür.) Er. – Görgülü, bilgili, kişi.
...
umursamaz
– sf. Umursamayan, aldırış etmeyen
...
umursamaz aldırmaz
– sf. İlgisiz, lakayıt, vurdumduymaz, aldırışsız, duygusuz
– Bir şeye önem vermeyen
– sf. Umursamayan, aldırış etmeyen
...
Umurumda değil
“ilgilenmiyor, aldırış etmiyorum.” anlamında.
...
umut
– Ummaktan doğan duygu, ümit
– Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit
– Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit.
...
Umut bağlamak
bk. ümit bağlamak.
...
Umut dünyası
bk. ümit dünyası.
...
Umut ışığı
Umut verici belirti; ümit ışığı.
...
Umut kapısı
bk. ümit kapısı.
...
Umut kesmek (bir şeyden)
– umudunu kesmek
– bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak
...
Umut vermek (birine)
1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabile ceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.
...
umutsuz
– sıfat. Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit
– Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz
– çaresiz, biilaç, ilaçsız, üzgün, müteessir, kederli, karamsar, hüzünlü ...
Umutsuz çaresiz
– Nevmit, biçare
...
üNGöRMüş
(Tür.) Er. – ün görmüş.
...
unmuzec
örnek.
...
Uygun münasip
– yerinde, layık, reva, müstehak, yakışır, yaraşır
...
Uyku tulumu
çok uyuyan, uykucu kimse işin söylenir.
...
uzaklık ölçümü
– telemetri
– erim ölçümü
...
üzümün çöpü var, armudun sapı var demek
Her şeyde bir eksiklik bulmak, bir şeyi güç beğenir olmak.
...
varlık, zenginlik, mal mülk
– servet, bolluk, abadi, kudret
...