– Sevimli, güzel göz.
– hlk. Bir çeşit küçük sinek
– Cüce (kimse).
– Küçük ve çekik gözlü (kimse).
– Çipil göz
...
Arama Sonucu – "mu"
Mucur
– Kömür kırıntısı, mıcır.
– Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı.
– mec. Bir şeyin işe yaramayan bölümü.
– Göz hastalığı, trahom.
– Sekiz kilo alabilen bir tahıl ölçeği ...
mücver
– Rendelenmiş kabağa un, yumurta, peynir, dereotu, tuz, karabiber, taze soğan katılmasıyla yapılan bir tür köfte
...
müdafaa
– Düşman hücumuna karşı koyma, savunma, direnme
– Koruma, korunma
– Kendini, bir başkasını, bir fikri söz veya yazı ile savunma
– spor. Daha çok futbolda gol yememek için yapıl ...
müdafaa etmek
– savunmak, korumak
...
müdafaaname
– Ar. mudafaa + Far. name
– huk. esk. Savunmanın yazılı olduğu belge
...
müdafi
– Savunucu.
– huk. Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan kimse.
– Müdafaa eden, savunan kimse
– hukuk. Mahkemeye intikal eden bir davada davalı veya davacının hak ...
müdahale
– Karışma, araya girme, taşkınlık, elatma
– huk. Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları.
...
müdahale etmek
– karışmak, araya girmek, el atmak
...
müdahene
yağcılık, yardakçılık.
...
müdahil
– sf. esk. Karışan, müdahale eden.
– huk. Davaya müdahale eden, katılan
– hukuk. İki kimse veya taraf arasındaki davaya katılan, müdahele eden üçüncü şahıs veya taraf
...
müdahin
– sıf. Müdahene eden, dalkavukluk yapan (kimse), dalkavuk
...
müdam
– Devamlı, sürekli
– zf. Devamlı olarak, ara vermeden, her zaman, daima
...
müdami
– Devamlı olarak şarap içen.
...
müdana
– Minnet etme, boyun eğme
– Yaranmaya, iyi görünmeye çalışma.
...
müdana etmek
– kendini borçlu hissedecek duruma düşürmemek, kendi ayakları üstünde durmak, kimseye açıklama yapma gereği hissetmemek
– yaranmaya, iyi görünmeye çalışmamak.
...
müdara
– Yüze gülme, yüze gülücülük, dost gibi görünme
...
müdara etmek
– dost gibi görünmek, yüze gülmek
...
mudarebe
– tic. Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket
...
müdavele
– Alıp verme, değiştirme, elden ele gezdirme
– Bir mesele üzerinde karşılıklı konuşma, istişare etme, müzâkerede bulunma
...
müdavi
– sf. Hastaya bakan (kimse).
...
müdavim
– sf. Bir yere sürekli olarak giden (kimse), gedikli
– Bir iş, sürekli yapan (kimse), gedikli:
...
müdavim olmak
– bir yere sürekli gitmek.
...
müdavimlik
– Müdavim olma durumu
...
müdbir
– Sıfat. Talihi kendisine yüz çeviren, talihsiz, bahtsız, bedbaht (kimse)
...