– bazı iskambil oyunlarında o ele katılmamak
– “geçiniz” demek
– vazgeçmek, caymak, aldırış etmemek
...
Arama Sonucu – "yilin bir ayi "
patlıcangillerden bir bitki
– adamotu
– biber
– ban otu
– domates
– güveyfeneri
– güzelavrat otu
– it üzümü
– kırmızıbiber
– patates
– patlıcan
– petunya
– ...
Pay biçmek (birinden, bir şeyden)
– durumu bir kişi veya bir şeyin durumu ile karşılaştırıp yargıya varmak
...
payidar
– sıfat. Kalıcı, sonsuza kadar yaşayacak olan
– Farsça. pāydār
...
payimal
– < Far. pay-mal: paymal; çiğnenmiş; ayak altında kalmış. || parimal
...
payin
aşağı.
...
payitaht
– Başşehir, başkent
...
payiz
güz.
...
Pervane olmak (birine)
– birinin yanında onun hizmetine hazır olduğunu gerekli gereksiz göstermek
– Onun yanından hiç ayrılmamak, onun her istediğini yapmaya hazır olmak.
...
Peşinden sürüklemek (birini, birilerini)
Birinin ya da birçoklarının arkasından gelmesini sağlamak
...
Peşine takmak (birini)
Onu beraberinde götürmek.
...
Peşkeş çekmek (birini, bir şeyini)
– başkasının malını birine bağışlamak
– verilmemesi gereken bir şeyi uygunsuz bir amaçla veya yersiz olarak birine vermek
...
Pestile çevirmek (birini)
Onu çok yormak, güçsüz düşürmek.
...
Piç etmek (bir işi)
O işi çıkmaza sokmak, onun tadını kaçırmak.
...
Pislik götürmek (bir yeri)
O yerin her yanı çok pis olmak.
...
Piyango vurmak (birine)
1. Piyangoda ikramiye kazanmak. -2. Beklenmedik bir yerden büyük bir kazanç elde etmek. -3. Pek hoşlanmadığı bir işi onun yapması kesinleşmek.
...
Posta etmek (birini)
1 .Görevliyi başka bir resmi işyerinde çalışma ya zorunlu kılmak. -2. Gönülsüz de olsa bir kimseyi başka birine tes lim edip bir yere göndermek.
...
Posta koymak (atmak) (birine)
Onu korkutmak (Kars. Gözdağı ver mek, kafa tutmak.)
...
Postu sermek (bir yere)
Kısa bir süre işin gittiği yerde daha uzun süre oturup kalmak. (Kars. Abayı sermek.)
...
Rafa kaldırmak (koymak) (bir şayi)
Bir işle artık uğraşmaz olmak, bir kenara itmek
...
Rahat yüzü göstermemek (birine)
Onu süreli olarak rahatsız etmek.
...
Rahmet okutmak (biri ötekine)
Bu, öncekinden daha kötü şakmak, öncekini aratmak.
...
Rast gelmek (birine) (bir şeye)
1. O kimseyle karşılaşmak. -2. O şey düşünülmediği halde kendisini bulmak. -3. Bir iş isteğine uygun olmak. -4. Atılan şey hedefini bulmak.
...
Rast getirmek (bir şeyi)
1. O şeyin rast gelmesini sağlamak. -2. O zamanı kollamak. -3. Aranmakta olan şeyi ya da kimseyi umulmadık bir yer ve zamanda bulmak -4. Uygun getirmek, başarılı kılmak.
...
rayic
yaygın, revaçta.
...