– sıf. Direnen, ayak direyen, inatçı, temerrüt eden.
...
Kategori: Arapça
marifet
– Ustalık, hüner, uzmanlık
– Beceriklilik, el uzluğu
– Bilim, bilgi.
– Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış. “Yaptığın marifeti beğendin mi?”
& ...
mariz
– sıfat. Hastalıklı, hasta olan
...
mars
– Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması
– gök bilimi. Güneş’e olan uzaklığı, yerin Güneş’e ol ...
marufiyet
– Bilinme, tanınma, belli olma
...
maruzat
– Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi, sunuş
– sunulanlar, arzedilecek şeyler.
...
Masat
– Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç
– Bıçak vb. kesici araçları bilemekte kullanılan kayış ya da hileyi taşı.
– Bağ çubuğu budandıktan sonra kütükte kalan parça.
...
maskara
– sıfat. Eğlendirici, sevimli, güldürücü, soytarı, hoş
– Karnaval maskesi
– Rimel
– Şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz, rezil (kimse)
– Arapça. masḫara
...
maslahat
– esk. İş, durum, önemli iş, mesele.
– Düşünce.
– Başka birinden istenen şey.
– kamu yararı.
– kaba Erkeklik organı.
– Erkeğin cinsiyet organı.
...
masnuat
– Sanatla yapılmış şeyler, sanat eserleri
– Aslı olmayan şeyler, yapma ve düzme şeyler
...