– hayvan bilimi. Uskumrugillerden, ufak pullu, 10-60 kilogram gelebilen bir balık, akbalık
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
al karısı
– bk. alkarısı
...
al renkli kısrak
– alayunt
...
alabalık
– hayvan bilimi. Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).
– Eti beyaz ve lezzetli, az kılçıklı, kırmızı ve siyah b ...
Alaca karanlık
Yan karanlık.
...
alacağı olsun
– “günün birinde ondan öcümü alırım” anlamında kullanılan bir tehdit sözü
...
alacağım temliki
– Alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında, borçlunun rızasına ihtiyaç duymaksızın yapılan ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan, şekle bağlı bir sözleşme ya da yasa ...
Alaka çekmek (uyandırmak) (bir şey, kimse)
ilgi çekmek, ilgi uyandırmak.
...
Alakayı kesmek (bir şeyle, kimseyle)
Onunla her türlü iliçkiye son vermek.
...
alamana ağı
– Kıyılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayığı tarafından kullanılan, uzunluğu 200-250, genişliği 7-25 kulaç olan büyük ağ.
...
alan hızı
– fiz. Hareket eden bir cismi, duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı alan.
– Devinen bir cismi duran bir noktaya (konsayı başlangıcı) birleştiren doğru parç ...
Alan razı, satan razı
“Bu ikisi anlaşmış, hiç kimsenin karışmaması gerekir.” anlamında.
...
Alaşağı etmek (birini)
– yetkilerini elinden alıp birini yerinden uzaklaştırmak, atmak, kovmak
– kapıp yere vurmak
– kötülemek, değersiz göstermek
...
Alaşım
– kim. Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.
– İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım.
– İki y ...
alaşımlama
– Alaşımlamak işi.
– metalbilim: Çözen metale, alaşım öğelerinin eritilerek katılması işlemi
– İng. alloying
...
alaycı
– sf. Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi.
– Alay eden, küçümseyen (tutum)
– Gelin getiren erkekler.
– sarakacı
...
Alaycı müstehzi
– sf. Alay etme huyu olan (kimse)
– Alay eden, küçümseyen (tutum), alaylı, küçümseyici
– Gelin getiren erkekler.
– argo. sarakacı
– görkemli, gösterişli
...
Alaylı
– askerlik. Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay.
– sıfat, mecaz. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mek ...
alaysı
– sıfat. Alayı andıran, alaya benzeyen, alay gibi, alayımsı
– alaysıma
– ironik
...
alaysılama
– (Yun. eironeia = İnceden inceye alay etme) : (Sokrates’te) Kendisinin bir şey bilmediğini öne sürüp sorular sorarak karşısındakinin bir şey bilmediğini ortaya çıkarma.
– İng. irony ...
albız
– şeytan
...
Alçak aşağılık
– soysuz, namert, rezil, hain
...
alçak basınç
– meteoroloji. Barometrede 760 milimetre altında bulunan, kötü havayı işaret eden hava durumu
...
alçaklık
– Alçak olma durumu. Alçakça davranış, şenaat.
– Tevazu, alçak gönüllülük.
...
alçılama
– Alçılamak işi.
...