– Tarihi kararlaştırılmamış yolculuklarda kullanılmak üzere belirli bir dönem için geçerli olan bilet.
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
açık bölge
– ekon. Serbest bölge.
– Gümrük sınırı dışında sayılan, belli ölçü ve çevrede gümrükçe denetlenen bölge. a. bk. açık liman
– Düzlemde açık ve bağlantılı olan küme.
– İng. Free ...
açık bono
– tic. Para hanesi boş bırakılarak imza edilen bono, açık senet.
– Tutarı ve hamili belirtilmeden sadece açığa imza ile düzenlenmiş bono.
– İng. blank bill
...
Açık bono (çek, kart) vermek (birine)
– Bir kimseye bir konuda sınırsız yetki vermek, tanımak
...
açık bono vermek
– sınırsız yetki tanımak
...
açık büfe
– Yiyecek ve içeceklerin serbestçe seçilip alındığı servis düzeni.
– sf. Bu düzende yapılan
...
açık çek
– ticaret. Üzerine para miktarı yazılmamış çek
– Her konuda verilen destek veya yetki, açık kart
...
açık celse
– huk. Açık duruşma.
...
açık ciro
– tic. Senet veya çekin arkasının kime ödeneceği belirtilmeden imzalanmasıyla yapılan ciro.
– Tahsil edecek kişinin adı yazılmadan yalnızca arkası imzalanarak çeklerin ve diğer ticari sene ...
açık deniz
– Denizin, kara sularının dışında kalan bölümü.
– Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, engin
– Her ülkenin, deniz kıyısına belli bir uzaklıktan geçen ve böylece belirt ...
açık deniz, engin
– vasi
...
açık denizlerde balık avlamakta kullanılan büyük ağ
– gırgır
...
açık devlet
– vatandaşların, devlet idaresi ile ilgili olarak bilgi edinme ve bilgiye ulaşabilme haklarının anayasal ve kanunî normlarla güvence altına alındığı demokratik bir devlet yapısı
– şeffaf d ...
açık devre
– fiz. Bir yalıtkanla üzerinden elektrik akımının sürekli olarak geçmesinin engellendiği devre.
...
açık dizge
– Isıldevimbilimde, sınırlarından erke ya da özdek geçebilen dizge
– İng. open system
...
açık dolaşım sistemi
– hay. b. Genellikle bütün eklem bacaklılarda ve birçok yumuşakçada bulunan atardamar ve kan boşluğundan oluşmuş açık bir dolaşım sistemi.
– Arterler ve kan boşluğundan meydana gelmiş olan ...
açık durum
– sp. Güreşte vücudun dizler bükülü, ayaklar açık, dirsekler gövdeye yakın, kollar yarı gergin olarak aldığı durum.
...
açık duruşma
– huk. Herkesin dinleyebileceği duruşma, açık celse.
– Yasada gösterilen nedenler dışında herkese açık olarak yapılan yargılama
– İng. publicity of the proceedings
...
açık düşme
– Açık düşmek işi.
– sp. Yağlı güreşte pehlivanın göbeğinin gökyüzünü görmesinden dolayı yenik sayılması.
...
açık düşmek
– nsz Herhangi bir sebeple bir filodan veya istenilen yerden uzakta kalmak
– spor. yağlı güreşte yenilgi sebebi olan sırtı veya yanı toprağa değmek
...
açık eksiltme
– ticaret. Yaptırılacak bir işin, satın alınacak bir malın ucuza sağlanması için işi yapacak veya malı satacak kişiler arasında fiyat düşürme yarışına dayanan işlem
...
Açık elli
– Cömert kimse için söylenir, eli açık.
– İnsanlarla elindekini paylaşan, cömert.
...
açık ellilik
– Açık elli olma durumu.
...
Açık etmek (bir şeyi)
– Belli etmek (Kars. ipucu vermek.)
...
Açık fikirli
– Yeniliklere ilgi duyan, ayak uydurabilen ya da hoşgörülü bir tavır takınan (kimse).
...