– Başına parlak bir tuğ takmış olan kimse
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
aygucı
– Başvezir, baş danışman, devlet müşaviri
...
ayı
– hayvan bilimi. Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos)
– ünlem. Kaba saba olan ...
ayı balığı
– hayvan bilimi. Fok
...
Ayıbını yüzüne vurmak
Bir kimsenin hatasının yüzüne* karşı söyle mek.
...
Ayıkla pirincin taşını
– “işler öyle karmakarışık oldu ki, gel de işin içinden çık!” anlamında.
– bir işin pek karışık ve içinden çıkılmaz durumda olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz
...
ayıklama
– Ayıklamak işi
– Toplum yaşamında bireylerin ya da kümelerin, yetenek ve güçlerine uygun biçimde belirli birtakım görevlere yöneltilmesi.
– Okuma öğretiminde üzerinde durulan konuya ...
ayıkmak
– (nsz) hlk. Ayılmak, kendine gelmek, uyanmak, aklı başına gelmek, intikal etmek
– Bilgi edinmek, aydınlanmak
...
ayılmak
– (nsz) Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek.
– mec. Aklı başına gelip gerçeği görmek
– Ayılmak, kendine gelmek
...
ayıltmak
– (-i) Ayılmasını sağlamak
– Uyarmak, zihnini açmak
...
Ayın büyüdüğü 14 günlük zaman dilimi
– ilkdördün
...
Ayın etrafındaki parlaklık
– hale, ayla
...
ayınga
Kaçak tütün
...
ayıplama
– Kınama
...
Ayıptır söylemesi
1. “öğünmek gibi olmasın.” -2. “Bunları söylemek ayıptır; ama beni bağışlayın söylemek zorundayım.” anlamında.
...
ayırıcı özellik
– alametifarika, nitelik, farklılık, tevafüt, şiar
– Bir nesne, durum ya da bireyi ötekilerden ayıran örnekçeli özellik.
– Bir yapıtı öbür yapıtlardan ayıran ve ona özgülük veren dur ...
ayırımlama
– Ayırım yapmak işi
– Fr. Débridement
...
ayırt edici nitelik
– karakter
...
ayırt etme seçme
– tanıma
...
ayırt etmek
– (-i, -den) Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlamak, tefrik etmek, temyiz etmek.
...
Ayırtı
– Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans
...
ayırtım
– Olay, nesne ve özellikler arasında ayırt edilebilir başkalık
...
Aykırı
– Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir
– çapraz, ters.
– Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal.
– Gidile ...
Aykırı düşmek
Uygun gelmemek, çelişmek (Kars. Ters düşmek.)
...
aykırı düşünce
– Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce, paradoks
...