– hlk. Pamuk kozalarının pamuğunu ve çekirdeğini birbirinden ayıran çıkrık
– Ağustos böceği
– Fermuar.
– Döven.
– Geveze.
– Suyu az akan çeşme.
– İshal, sürgü ...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
çırçır
– Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet
– halk ağzında. Küçük pınar.
– Cırcır böceği
...
cırdaval
– halk ağzında. Meşe dalından yapılan ucu demirli, uzun cirit değneği.
...
çırılçıplak
– sf. Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan.
– mec. Bitki örtüsü bulunmayan
– zf. mec. Çok açık bir biçimd
...
cırıldamak
– “Cır cır” diye ses çıkarmak
...
cırıltı
– “Cır cır” diye çıkan sesin adı
...
cırlak
– halk ağzında. Cırcır böceği.
– sıfat, halk ağzında. Hoşa gitmeyen, göze batan (renk).
...
cırlamak
– halk ağzında. İnce ve usandırıcı ses çıkarmak
...
cırlatmak
-i Cırlamasına yol açmak
...
cırlayık
– hayvan bilimi. Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş (Lanius).
– halk ağzında. Ağustos böceği
...
cırlayış
– Cırlama işi
...
cırmık
– halk ağzında. Tırnak izi
...
cırnak
– hlk. Yırtıcı hayvan tırnağı.
– Toprak altında kalan bitki kökleri.
– Tırnak, pençe.
– Çoban çantası denilen ot.
– Hindiba.
– Dolma kalem.
– Kalem ucu.
̵ ...
cırnık
– Set duvarlarında su akacak delik.
– Dar yol, patika.
– Karatavuktan biraz büyük, benekli bir kuş.
– İki başı eğri balıkçı veya tahıl kayığı.
...
çırnık
– den. Küçük boyda kayık.
– Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli.
– Bir çeşit tahterevalli.
– Serçeye benzer bir çeşit kuş.
...
çırpı
– Dal, budak kırpıntısı
– Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
– Çok zayıf
– Huy, gidiş, tavır, kılık.
– 2-2,5 m. en, 3-3, ...
Çırpıcı
– Çırpma işini yapan kimse veya şey.
– Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse.
– teknik. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, ...
çırpınış
– Çırpınma işi
...
çırpınmak
– Acı ile debelenmek
– Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek.
– Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak
– mecaz. Ne yapacağını şaşırmış bi ...
çırpıntı
– Çırpınma
– Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması.
– tıp. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
– tıp. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu
...
çırpışmak
– Kuşlar kanatlarını oynatmak
...
çırpma
– Çırpmak işi
– Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi.
– Güdülen amaca göre, na ...
çırpmak
-i Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek.
-i İki şeyi birbirine çarpmak
-i Bir şeyin ucundan bir parça kesmek
-i Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştı ...
cırt
– Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses
– Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe
...
cırtıke
– Çeşme yalağı, ağaçtan oyulmuş tekne
...