– sıfat. Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses).
– sıfat. Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze).
– acı kavun
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
cırtlamak
– “Cırt” diye ses çıkarmak
...
çıt çıkarmamak
En küçük bir ses bile çıkarmamak.
...
çıt çıkmamak
En hafif bir ses bile şıkmamak.
...
çıta
– Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta
– Bir tarafı çapa, bir tarafı tırmık olarak tarlada kullanılan bir araç.
– Genellikle dikdörtgen ya da kare kesitli, uzun tahta çubuk.
– Y ...
çıtak
– sıfat, halk ağzında. Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan.
– sıfat, halk ağzında. Kaba, huysuz, kavgacı, inatçı
– Dağlı, dağlarda yaşayan.
– Köylü.
– Yabancı ...
çıtçıt
– Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça.
– Mobilya kapaklarını, kapılar ...
çıtı pıtı
– sıfat. Ufak tefek ve sevimli, çıtır pıtır
...
çıtır
– Diken, çalı.
– Hububat ölçüsü, kile.
– Gevretilmiş ekmek veya simit.
– Kibrit.
– Mısır biçildikten sonra istiflenmiş şekli: Bugün onbeş çıtırlık yer biçtim.
– Çam ...
çıtırbom
– sıfat. Türedi, ehliyetsiz
...
çıtırtı
– Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı
...
çıtkırıldım
– sıfat. Aşırı incelik, dayanıksızlık ve çekingenlik gösteren (kimse)
...
çıtlatmak
-i Bir şeyden “çıt” sesi çıkarmak
-i Antep fıstığının kabuğunu aralamak.
-i İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek.
-e, -i, mecaz. Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ...
çıtlık
– halk ağzında. Çitlembik
...
çıtpıt
– Ayak altında ezilerek çıtır çıtır ses çıkaran bir patlangaç türü, çatapat
...
çıttık
– Çalı kuşu
...
cıva
– kimya. Atom numarası 80, atom ağırlığı 200,5, yoğunluğu 13,59 olan, donma noktası -38,8 °C olduğundan, normal sıcaklıkta sıvı olarak bulunan, gümüş renginde bir element (simgesi Hg)
...
cıvadra
– denizcilik. Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk
...
cıvata
– Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.
...
çıvgar
– halk ağzında. Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan.
– Yağlı güreşte ve karakucakta birinciliği kazanmaması istenilen güreşçinin yenilmesi ya d ...
çıvgın
– halk ağzında. Şıvgın
– Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur.
– Ağacın verdiği yeni sürgün, filiz.
– Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının ötleğengil ...
cıvık
– sıfat. Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk
– sıfat, mecaz. Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse).
...
cıvıl cıvıl
– sf. Canlı, neşeli
– Hareketli, kalabalık
– zf. Kuşlar cıvıltı ile ötüşerek
– zf. Canlı, hareketli olarak
– Çocukların bir ağızdan konuşmalarını, bağırmalarını anlatır.
...
cıvıltı
– Kuşların ötüşürken çıkardıkları sesin adı
– mecaz. Canlılık, ateşlilik
...
cıvıma
– Cıvımak işi
...