– Açığa alınmak işi
– belirli bir süre işten el çektirilme
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
açığa alınmak
– nsz. Belirli bir süre işten el çektirilmek
...
Açığa alma
– Açığa almak işi.
– Bir görevliyi geçici bir süre işten uzaklaştırma
...
açığa almak
-i Bir görevliyi geçici bir süre işten uzaklaştırmak.
...
Açığa çıkarmak (birini) (bir şeyi)
– ortaya çıkarmak, gözler önüne sermek, anlaşılır duruma getirmek
– Bir durumu fark ederek aydınlatmak.
– O şeyi kimyasal bir işlemle başka şeylerden ayırmak.
– işinden çıkarma ...
açığa çıkmak
– belli olmak, anlaşılmak
– rıhtıma aborda veya kıçtankara olmuş bir gemi bulunduğu yerden kalkarak daha uzaktaki bir yere demirlemek üzere kıyıdan uzaklaşmak.
...
açığa çıkmış
– duyulmuş
– afişe
...
Açığa çıkmış duyulmuş
– Afişe
...
açığa satış
– yoktan satış
– Borsa oyuncusunun sahip olmadığı ama değerinin düşeceğini tahmin ettiği hisse senedi veya dövizi ödünç alarak satması.
...
açığa vurmak
– belli etmek, ortaya çıkarmak
...
açığı çıkmak
– saklamakla görevli bulunduğu paranın veya malın eksik olduğu anlaşılmak
...
Açığını kapatmak (birinin) (bir şeyin)
– Birinin eksik bıraktığı işleri tamamlamak.
– Birini hesap açığını ödemek.
– eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak
– eksiğini tamamlamak
...
Açığını yakalamak (birinin)
Onun hesap hilesini, yalanını, hatalı bir işini fark etmek, bulmak.
...
acık
– Fr. Dysphorie
– Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma.
– Biraz, azıcık, pekaz.
– Öç, intikam, kin, garaz.
– İnat, zıddiyet, nisbet.
...
açık
– Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
– Belli bir yerin biraz uzağı
– Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
– sf. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
– sf. Engelsiz, s ...
Açık açık
– Hiçbir gizli yön bırakmadan ; içtenlikle.
– saklamaksızın
– bütün ayrıntılarıyla
...
açık ağıl
– Koyunların ve keçilerin barındırıldıkları üstü açık, etrafı taş duvar veya çitlerle çevrili basit barınak
...
açık ağızlı
– sf. Aptal, sersem, ahmak.
– Boşboğaz, geveze.
– Aptal, salak.
– Tembel.
...
açık ağızlılık
– Açık ağızlı olma durumu
...
açık alan
– Şehrin gürültüsünden uzak, insanların dinlenebilecekleri çeşitli bitkilerle kaplı yer
– Geniş, kapalı olmayan yer
...
Açık Alan Korkusu
– Agorafobi
...
Açık alınla
– şerefle, şerefli bir biçimde, övünçle.
...
açık almak
– argo. Uzak durmak, yanaşmamak
– argo. Değmemek
...
açık ara
– zarf. Aradaki farkı çok açarak
...
Açık artırma
– Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış biçimi, artırma, müzayede
– Bir malın ya da işin daha önceden ilan edilen yer ve zamanda en yüksek fiyatı veren ...