– (-den) Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak
– (nsz) Bir şey sürünmek
– Canı istemek
– Kadın fesine yazma, tülbent sarmak.
– Arzulamak ...
Arama Sonucu – "çe güyem"
çekinti
– Duraksama, kararsızlık, tereddüt
– Tarlayı sulamak için açılan geçici ark
...
çekip çevirmek (bir yeri) (birini)
1 .Bir yeri, kuruluşu düzene koymak, iyi biçimde yönetmek. -2. Birini tutumlu, düzgün yaşayabilir duruma getirmek.
...
çekip gitmek
Uzaklaşmak, sıvışmak, kaybolmak.
...
çekip koparmak
– toplamak, yolmak
...
çekirdek
– Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum
– Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu.
– Ağaçlarda soyulmayan bölüm.
– biy. Bir hücrenin ...
çekirdek aile
– toplum bilimi. Anne, baba ve henüz evlenmemiş çocuklardan oluşan aile
– küçük aile
– Ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan aile.
...
çekirdekten yetişme
– sıfat. Herhangi bir işte, meslekte, küçük yaştan veya ilk kademeden başlayarak yetişmiş
...
çekirge
– hayvan bilimi. Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium).
– cerad
– Çeşitli solucanların arakonakçısı ve tarı ...
çekiş
– Çekme işi
– Bir motorun çekme gücü
– halk ağzında. Ağız kavgası
– Münazaa, mücadele.
– Kalaylama sırasında kapları düzeltmek için kullanılan araç.
...
çekişken
– sıfat, halk ağzında. Çekişmeyi seven, kavgacı (kimse).
...
çekişme
– Çekişmek işi
– muaraz
– Karşıt yaklaşım ya da görüşlerden kaynaklanan uzun süreli anlaşmazlık.
...
Çekişme kavga
– niza, bozuşma
...
çekişmek
– nsz, -le İki yönünden karşılıklı çekmek
– Bir şeyi birbirine karşı çekmek
– Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek
– Ağız kavgası etmek
– Üstün gelmek için kar ...
çekişte
– halk ağzında. Tuzla terbiye edilmiş yeşilzeytin
...
Çekiştirme
– Çekiştirmek işi
– Fitnelik, koğu, kovu
...
çekme
– Çekmek işi
– Çekmece
– Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
– Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
– Ağacın yapısı ...
çekme demir
– Haddeden geçirilmiş demir
...
çekme halatı
– Bozulmuş, kaza yapmış araçları çekmeye yarayan ip, plastik, zincir veya halattan yapılmış alet
...
çekme kat
– mimarlık. Apartmanlarda veya evlerde dört yanı teras olarak bırakılan en üst kat.
...
çekmece
– Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
– İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
– Gemilerin barınabilecekleri koy
...
çekmek
– Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
– Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
– Germek
– İçine almak, emmek.
– Bir yerden başka bir yere taşımak
– ...
çekmelik
– Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı
...
çekmen
– Vantuz
– mihcem, mihcen
– Kimi asalaklarda beslenmeye, tutunmaya ya da yer değiştirmeye yarayan örgencik.
– Çeşitli hayvanlarda yer değiştirmeye, kendini bir yere bağlamaya y ...
çektiri
– denizcilik. Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi, çektirme
– Osmanlı donanmasında kürekle giden ve yelkeni yalnız yardımcı olarak kullanan türlü savaş gemile ...