(Tür.) Er. – Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
...
Arama Sonucu – "çe güyem"
yücelmek
– Yükselmek, yüce bir duruma gelmek.
...
yüceltmek
-i Yükseltmek, yüce bir duruma getirmek
– Yükseltmek, ali kılmak.
...
YüCESAN
(Tür.) Er. – Saygın bir adı olan.
...
YüCESOY
(Tür.) Er. – Saygın, ulu, soylu.
...
YüCETEKiN
(Tür.) Er. – (bkz. Yüce).
...
Yuf (yuha) çekmek (yuhaya tutmak)
Beğenilmeyen bir davranış; söz vb’yi protesto etmek için “yuh” diye bağırmak
...
yükçeker
– Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç
...
yükseklikölçer
– Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt, altimetre
...
yumurta ökçe
– Orta yükseklikte ve az sivri ayakkabı ökçesi.
...
yumuşak çelikten yapılmış sac
– teneke
...
Yüreklilik cesaret
– merdi, mertlik
– yiğitlik
...
yuvarlak çekirdeksiz
– bitki bilimi. Çekirdeksiz üzüm
...
yuvarölçer
– Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç.
...
yüz binlerce
– sıfat. Pek çok, çok sayıda
...
Yüz bulunca (verince) astar istemek (yüz verdikçe yüz daha istemek)
Gördüğü küçük bir ilgiden şımarıp, olmayacak işler yapmaya kalkışmak.
...
yüz çehre
– sima, surat
...
Yüz çevirmek (birinden)
– Ona karşı gösterdiği yakın ilgi ve desteği kesmek.
...
yüz örtüsü, peçe
– nikap
...
Yüzünü gören cennetlik
“Hiç ortalıkta görünmüyor (görünmüyorsun).” anlamında sitem sözü.
...
Zahmet çekmek
– güçlükle karşılaşmak, sıkıntıya katlanmak
...
zalimce
– sf. Acımasız
– zf. Acımasızca
...
zarifçe
– zarf. Zarife yakışır bir biçimde, hoşça, güzelce, zarifane.
...
zat-ı ferd-i zülcelal
– Bir ve benzersiz olan, sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Allah.
...
zat-ı zülcelal
– Sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi olan zat, Allah.
– Haşmet sâhibi olan zât (Allah).
...