– birine iftira etmek, kara sürmek
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Karabatak gibi bir batıp (dalıp) bir çıkmak
Bir görünüp bir ortadan kaybolmak.
...
Karada ölüm yok
“Artık herhangi bir tehlike ile karşılaşma olasılığı yok.” anlamında.
...
Karakolluk olmak (biriyle)
Kavga sonucu karakola gitmek zorunda kalmak.
...
Karambole gelmek (bir şey)
Karışıklığa rastladığı için o şeyin üzerin de gereği gibi durulmamak.
...
Karambole getirmek (birini) (bir şeyi)
1. Karışıklıktan yararlanarak onu aldatmak. -2. Bir işi çabuk yaparak göz boyamak.
...
Karanlık görmek (bir şeyi)
Bir şeyin geleceği, sonu konusunda ka ramsar olmak.
...
Karayanık da denilen bir hastalık
– Şarbon
...
Karga tulumba etmek (birini)
– birkaç kişi, birini kollarından bacaklarından tutup kaldırmak
...
Karine ile anlamak (çıkarmak) (bir şeyi)
Onu sözün gelişinden anlamak.
...
Karılık etmek (birine) (biri)
1. Evli bir kadın kocasına karşı görevlerini yapmak. -2. Erkek dönekçe davranmak, hile yapmak.
...
Karış karış (bilmek, dolaşmak) (bir yeri)
O yerin her yanını, ince den inceye (bilmek, dolaşmak).
...
Karşı çıkmak (bir şeye) (birine)
1. Ona itiraz etmek, cephe almak. -2. Onu karşılamaya gitmek.
...
Karşı durmak (bir şeye, birine)
Ona direnmek, boyun eğmemek. Karşı gelmek (birine)
...
Karşı olmak (bir şeye)
Ona katılmamak; onun öyle yapılmasına uy gun görmemek. Karşısına almak (birini)
...
Karşılık vermek (birine, bir şeye)
1. Ona karşı gelmek, baş kaldırmak. -2. Ona yanıt vermek, cevap vermek.
...
kaşara benzer bir tür peynir
– Kaşkaval
...
Kasıp kavurmak (bir şeyi, ortalığı)
1. Bir doğal afet gibi çevreye büyük zarar vermek. -2. Bir zorba, katı ve acımasız tutumuyla çevresindekiler de korku, dehşet uyandırmak.
...
Kasvet basmak (çökmek) (birini)
Bunalmak, sıkılmak (Kars. işi da ralmak.)
...
Kasvet vermek (bir şey birine)
– sıkıntı vermek
...
Kavgaya tutuşmak (biriyle)
Onunla kavga etmeye başlamak.
...
Kavuna benzer bir meyve
– papaya
...
kayınbirader (kayın birader)
– kayın
...
Kayıtsız kalmak (bir şeye, birine)
Ona önem vermemek, onu umur samak, onunla ilgilenme gereği duymamak; lakayıt kalmak.
...
Kayıttan düşmek (bir şeyi)
Bir şeyin adını, numarasını defterde sil mek.
...