çok gülmek.
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Kalayı basmak (birine)
Ona küfür etmek, sövmek.
...
Kalbini (birine) açmak
– yüreğini açmak
– Duygu ve düşüncelerini ona söylemek.
...
Kalıbını basmak (bir şeye)
Onun doğruluğuna, öyle olduğuna tanık lık etmek.
...
Kamış atmak (bir şeye), (birine)
1. Olumlu yönde gelişen bir işi bozmak. -2. Onu kandırmak, aldatmak.
...
Kan kusturmak (birine)
Ona çok eziyet şektirmek.
...
Kan tutmak (birini)
1. Kanı görünce bayılmak. -2. (Adam öldüren işin) Donup kaldığı için kaçamamak, çok geçirmek.
...
Kanadı altına almak (birini)
Onu korumak, himaye etmek
...
Kanat germek (birine)
– koruması altına almak, himaye etmek
...
Kancayı takmak (atmak) (birine)
Ona musallat olmak, onun kötülüğüne çalışmak.
...
Kanı ısınmak (birine)
Ona yakınlık duymak.
...
Kanı kaynamak (birine)
– çabucak sevgi duymak
...
kanı kaynamak (birinin)
– coşkun ve kıpırdak olmak
...
Kanıyla ödemek (bir şeyi)
Yaptığı kötü iş sonunda yaşamını yitir mek.
...
Kanlı bıçaklı olmak (biriyle)
– aralarında herhangi bir nedenden dolayı birbirini öldürecek kadar düşmanlık bulunmak.
...
kanuna benzeyen telli bir çalgı
– santur
...
Kapağı (bir yere) atmak
istediği bir yere (mevkiye, okula vb.) geş mek.
...
Kapana sıkıştırmak (birini)
1. Onu zor durumda bırakmak. -2. Onu hile yoluyla yakalamak.
...
Kapanın elinde kalmak (bir şey)
Bir şey daha açık göz olanların ve çabuk davranabilenlerin malı olmak.
...
Kapı açmak (bir şeye) (bir şeyden)
– bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak
– pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak
...
Kapı dışarı etmek (birini)
– kovmak, dışarı atmak
...
Kapıdan kovulsa (kovsan) bacadan girer (düşer)
Yüzsüz, sırnaşık kimse işin kutlanılır.
...
Kapının önüne koymak (birini)
Onu kovmak (Kars. Yol vermek.)
...
Kapıya dayanmak (bir şey) (biri)
1. Gelip çatmak, zamanı gelmek. -2. Bir şey elde etmek için zorlamak, gözünü korkutmak.
...
Kapıyı göstermek (birine)
Onun gitmesini istemek, onu kovmak.
...