istenmeyen ya da onur kırıcı bir işi kendine uygun görmemek; kendine yedirememek, onuruna yedire memek.
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Nerede akşam orada sabah
Sadece yaşamayı, eğlenmeyi, gününü gün etmeyi düşünen insanların tavrını anlatmak için kullanılır.-
...
Neşter vurmak (bir şeye)
Bir sorunu kesin olarak çözmek, sonuç el de etmek amacıyla ele almak.
...
nifak sokmak (bir yere, bir şeye)
– ara açmak, bozgunculuk yapmak
...
Nispet vermek (yapmak) (birine)
Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak
...
Not vermek (birine, bir şeye)
1. Bir şey ya da bir kimse işin iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. öğrenciye başarısıyla orantılı bir not at mak.
...
Notada Duraklama zamanı
– Es
...
Nüfuzu altında tutmak (bir yeri)
Orayı egemenliği artında bulundurmak.
...
ödev bilmek (saymak) (bir şeyi)
Bir şey yapmayı, yerine getiri si zorunlu bir iş olarak kabul etmek.
...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak
...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak
...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek
...
öküz tirene bakar gibi bakmak (bir şeye)
Ona aptal aptal, bir şey anlamadan bakmak.
...
Oluruna bırakmak (bir şeyi)
Bir olayın ya da bir durumun kendi ko şullarında oluşmasını beklemek, yapılabildiği kadarıyla yetinmek.
...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır.
...
ömür adam
1. Hoş, beğenilen kimse. -2. Gülünş, tuhaf kimse. .,
...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek.
...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak.
...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek.
...
öne almak (birini, bir şeyi)
Bir kimseye veya bir şeye, diğerlerinden daha önemli sayarak tarnan ve sıra bakımından öncelik tanımak
...
önem vermek (bir şeye, birine)
Ona değar vererek üstünde dur mak, onu önemli saymak
...
önüne bir kemik atmak
Küçük bir çıkar karşılığı aşağılık birini susturmak,
...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak.
...
önünü almak (bir şeyin)
Onu önlemek, engellemek.
...
Onuruna yedirememek (bir şeyi)
1. Onur kıran, küşültücü nitelikte olan işleri yapmamak-2. Başkalarının küşültücü, onur kına davranış larına karşı tepkide bulunmak; kendine yedirememek, nefsine yedire memek; izzetinefsine yedireme ...